Wednesday, May 20, 2015

ÜMİT ŞİMŞEK VE BENZERLERİNE…



Rotahaber’deki en son yazım, Hizmet Hareketi’ne yönelik eleştirilerin genel bir değerlendirmesiydi.

Evet, hem akademyada hem de basında Hizmet Hareketi eleştiriliyor. Bu da gayet normal ve gerekli. Olgunlaşmış bir Hareket'i iyi bir eleştiriden daha çok hiç bir şey besleyemez!

Rotahaber'deki sözkonusu yazıda Hizmet Hareketi’nin sanılanın aksine sürekli ve kıyasıya eleştirildiğini belirtmiştim.  Burada, eleştiri teorilerini fazla kurcalamadan, eleştiri kelimesinden bir mesele hakkında analitik ve tahlili surette yapılan değerlendirmeleri kast ettiğimi belirteyim. Bu minvalde, Hareket hakkında yazılanların çoğunun yüzeysel, kanıtsız ve ideolojik olduğunun altını çizmeliyim.

Eleştiri adı altında insanları şeytanlaştırıyoruz. Herkes için geçerli bu! Kişiler, düşünceler ve kurumlar için de geçerli. Mesela, siyasal iktidar yaşayan bir partinin bütün olumsuzluklarını hemen siyasal İslam veya İslamcılık bavuluna atıp, o kavramları şeytanlaştırıveriyoruz, bağlamlarını hiç gözetmeden Reecep Tayyip Erdoğan’ı Hitler’e benzetip türlü türlü şeytanlaştırıcı senaryolar üretiyoruz; aynen Fethullah Gülen’i ve Hizmet Hareketi’ni topyekün ademe mahkum ettiğimiz gibi...

Hizmet Hareketi'nin eleştirilemez olduğunu kimse söylemiyor, ben duymadım. Bu konularda daha yoğun araştırmalar yaptığım dönemlerde Hizmet Hareketi’ne yönelik hem dışarıdan hem içeriden yapılan çeşitli eleştiriler duydum ve okudum. 

Halk da ötedenberi eleştirdi Hizmet'i...İnsanların türlü türlü sebepleri vardı eleştirmek için... Kimi ideolojik, kimi siyasi, kimi ekonomik, kimi manevi...kimi de mesela bir Hizmet kurumunda koruma görevlisi olarak çalışırken mağdur olduğu düşüncesinden hareketle zamanla bir eleştiri mekanizması kurgulamıştı Hizmet’e karşı... bir diğeri de yurtdışıda çalıştığı kurumdaki mesai arkadaşıyla uyuşmazlığından bir kapı aralamıştı bütün eleştirilerine... Bütün bunlar son derece normal ve insani.

Eleştirmek için illa düşman veya karşıt olmaya gerek yok. Sempati besleyenler de eleştirmiştir Hizmet'i, Yapıcı eleştirilerini çeşitli meclislerde dile getirdiklerinde kah dudak bükülmüştür kendilerine, kah haklısın hakperestliğiyle mukabele görmüşlerdir. Hizmet, Hareket’le hiç ilgisi olmayan daha ortada kimselerin de eleştiri oklarını göğüslemiştir zaman zaman ... Şahsi kanaatim Hizmet Hareketi’nin nereden gelirse gelsin bu eleştirileri tolere edebileceği, hatta bu eleştirileri kendisi için faydaya medar hale getirebileceği bir olgunluğa sahip olduğu istikametinde...

17-25 Aralık sürecinde eleştiri adı altında gerçekliği olmayan çok sayıdaki değerlendirme, AKP ile Hizmet Hareketi arasında süregiden mücadeledeki daha büyük bir algı operasyonunun mütemmim parçaları mahiyetinde sürekli, sistematik ve stratejik biçimde dolaşıma sokuldu. Bunlar, üç beş cümleden öte geçmeyen, yıllardır tekrarlanagelen şeyler… Evet üç beş cümlelik basmakalıp şey… daha fazla değil.

Bu sözler, bugün farklı kesimlerce dile getiriliyor. Dün ideolojik sebeplerden dolayı Faik Bulut, Ergün Poyraz, Doğu Perinçek gibi gazetecilerce seslendirilen bu tezleri, bugün daha muhafazakar isimler kullanıyor... Zamanın ruhunu okumaktan uzak bu değerlendirmeler, yeri geldiğinde temcit pilavı gibi ısıtılıyor. Eleştiri diye sunulan iftiranın mantığı da, sözleri de aynı. Değişen sadece isimler…

17-25 Aralık sürecinde şu tür haberler sıkça geçer oldu: Hüseyin Gülerce cemaati eleştirdi, Mustafa İslamoğlu cemeaati eleştirdi, Latif Erdoğan cemaati yerden yere vurdu, Takiyecilerin lideri Mehmet Doğan cemaati eleştirdi…. 

Bunların büyük bir kısmının eleştrinin çok ötesinde olduğunu görmek için insaf ehli olmaya gerek yok! En son da, “Nurcu yazar Ümit Şimşek cemaati bombaladı” haberini okudum. 

Yeni bir şey bulmak amacıyla okuduğum yazının Hizmet Hareketi'nin sinirlerini germe, maneviyatını sarsma amaçlı olduğu, Hareket'e karşı psikolojik bir operasyon mahiyetinde olduğu intibaı uyandı bende. Yazar, keşke sadre şifa bir eleştiri sunabilse, nefret muhtevalı siyasi mesajlar yönelteceğine keşke kendi alanından bir konuya eğilebilse, mesela Fethullah Gülen ile Said Nursi'nin İslami yorumlarını eleştirel ve analitik bir biçimde ele alabilseydi!  Kolay olanı, okuyup araştırmadan yıllarca içinde biriktirdiği husumeti dışa vururken siyasi mesajlarla da bir yerlere göz kırpmış!

Bu minvalde söylemeden geçemeyeceğim bir husus şu: Gerek Gülen’in gerekse Hareket’in en büyük talihsizliklerinden biri, objektif ve hakperestçe bir eleştiriye hala muhatap olamaması!

Ümit Şimşek'in yazısının, belli ki Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil’in Amerika ziyaretini vesile kılarak “Cemaatin ileri gelenleri ülkeden kaçıyor” tezi doğrultusunda olduğu anlayışı, mülakatın zamanlaması, yayınlandığı yer ve muhtevası, mülakatı veren kişi göz önüne alındığında daha anlamlı hale gelmekte.

Mülakatı okuyunca Ümit Şimşek’in tespitlerinin yaklaşık iki yıldır medyada her gün tekrar be tekrar ileri sürülen şeylerden farklı olmadığını gördüm.
Şimşek’in dikkat çeken değerlendirmeleri şunlar:  

  Gülen yurt dışına kaçtı, kitleleri manipüle ediyor.
“Örgüt mensupları hocalarının hamasi sohbetleri ve cennet vaadleriyle idare ediyor”
“Tehlikeli zamanlarda güvenli yerlere kaçmak Cemaat’in ileri gelenlerine mahsus bir hizmet ilkesidir.”
“Batan gemiyi terk etmek Gülen’in tarzıdır”
“Yurtdışına kaçmak sadece belli isimlere tanınan bir imtiyazdır”
“Gülen dışında hiç bir medya izlettirilmiyor..
“Peygamberlerde olmyan bilgilerin Gülen’de olduğuna inanıyorlar.”

Görüldüğü gibi, dil ve üslup, eleştiriden çok uzak, bilakis kasdi ve tahrip amaçlı… Dahası tahkir edici... Yukarıda Şimşek tarafından serdedilen cümlelerin Hizmet Hareketi hakkında tesis ve tahkim edilmeye çalışılan ve kısmen de başarılı olunan menfi algıyı, tahrip amaçlı o büyük anlatıyı beslemeye yönelik  olmadığını kim iddia edebilir! Bu yargılarda bir bilgi yok, sadece hiç bir somut bilgiye dayanmayan bir dizi yorum ve temenni...

Eleştiri ruhundan uzak bu tür ithamlara Ahmet Kurucan, Osman Şimşek, Ali Ünal, Enes Ergene Muhammet Çetin gibi Fethullah Gülen’e yakınlığıyla bilinen pek çok isim defalarca cevap verdi. Sadece onlar değil çok sayıda yabancı akademisyence de Gülen'in düşüncesi, aksiyou, Hareket'in tabiatı ve etkinlikleri ele alındı, işlendi. Ümit Şimşek, Gülen’in kendi eserlerini okumak istemiyorsa, en azından bu çalışmalara müracaat etmeli. İthamlarına dayanak bulmalı.

Peki türlü iddialarda bulunan Şimşek’in dayanakları, argumanları neler? 
Gülen’in kitapları mı, sohbetleri mi? Yurtdışında bir Türk Okuluna yaptığı ziyareti mi!

Yazar, Hizmet Hareketi’nin ilke ve felsefesine inanmış kimseleri “İçeridekiler ve dışarıdakiler” diye ikiye ayırıyor! Bu cümleler apaçık ayartma ve tehdit içerikli… Hareket’e inanmış kimselere de düpedüz bir saygısızlık..

Mesela, 28 Şubat’ta Gülen kaçtı, Hizmet Hareketi rahatsız edilmedi gibi en basma kalıp yargılardan birini tekrar ediyor Şimşek! Bu konuda ne çok şey yazıldı, çizildi! Keşke bu açılama ve değerlendirmeleri biraz okusaydı, bilerek konuşsaydı Şimşek! 

Fethullah Gülen, 28 Şubat’ta idamla yargılandı, Hizmet Hareketi'nin kurumları envai tür tarassud ve tazyike maruz kaldı, öğrenci yurt ve evleri zamanlı zamansız didik didik edildi, arandı tarandı, eğitim kurumları askeri üniformalı kimselerce sürekli bir teftişe tabii tutuldu. Bu konuda vaka çok, ancak Hizmet Hareketi maruz kaldığı bu baskı ve zorbalıklardan bir mağduriyet anlatısı üretmedi. Hareket, evet genel karekteristiği mucibince ve Müspet Hareket tavrıyla tedbirler aldı ve ayakta kalmayı başardı o meşum günlerde... Evet zorlu süreçlerden geçen, her türlü baskıyı sabr u selametle göğüsleyen bazı kimseler gerek başlarını açarak, gerek kimi değerlerinden feragat ederek bugünlerin nesillerini eğitti o kapanmaması için üzerine titredikleri eğitim kurumlarında. Zora talip oldu, çoğu kimsenin yaptığı gibi ne uzlete çekildi ne de ucuz bir kahramanlığa soyundu.

28 Şubat’ta Sayın Ümit Şimşek ne yapmaktaydı bilemiyorum!

Nurcuların içinde bir grubun Hizmet Hareketi’yle arasının iyi olmadığını bu konularda araştırmalar yaparken hem okudum hem de bizzat gözlemledim. Adeta kıskançlığa varan bir durum sözkonusuydu  Bunun sebeplerinden birisi, Hizmet Hareketi’nin kişi ve kurum çokluluğunun (kesret-i etba) diğer Nurcu gruplarının “gıbta damarını tahrik etmesi” pekala olabilir.  Hatıralar ve biyografiler okunduğunda, Said Nursi'nin en yakınındaki talebeleri Fethullah Gülen'i ve zamanla gelişen olgunlaşan Hizmet Hareketi'ni takdir etmişler ve desteklemişlerdir. Bununla birlikte, sonraları gerek Risalelerin basımı ve dağıtımı gerekse eğitim kurumları arasındaki rekabet ile Hizmet Hareketine yönelik çeşitli eleştiriler geliştirdikleri bilinen bir husustur.

Hizmet Hareketi ve günümüzün kimi Nurcu gruplarıyla arasındaki gerilimin diğer sebeplerini de keşke Ümit bey gibi nurcular  biraz da kendilerini sorgulayarak araştırsalar!

Ümit Şimşek, söylediklerini pekiştirmek için Bediüzzaman’dan bir alıntı yapmayı da ihmal etmemiş: “ Cehalet özür teşkil etmez!” Amenna. 

Bu söz bağlamından koparılarak her yere çekilebilir ve herkese uydurulabilir. Benim de aklıma Şimşek’in  yazısıyla alakalı pek çok vecize geliyor Risale-i Nurdan; buraya almayacağım o vecizeleri kendisi Nurcu olarak tanımlanan Ümit bey’in izanına havale ediyorum!

Fazlaca uzatmadan şöyle bitireyim; evet cehalet özür teşkil etmez sayın Şimşek, peki ya insafsızlık!