Saturday, April 19, 2014

DİYALOG HİKAYESİ

Adı Ahmet. Canım dostum benim.

Ahmet Kaya'nın Adı Yılmaz adlı şarkısında anlattığı dalyan gibi bir delikanlı.
Delikanlı dediysem 40'larında, ama sanki ömrünün baharındaymışçasına hayat ve aşk dolu bir feta.
Evli, biri kız biri oğlan iki çocuğu var.
Kanada'da yaşadı uzun yıllar. Ne iş olsa yaptı, ekmeğini taştan çıkardı. Herkesin, fisebilillah, yardımına koşmayı şiar edindi kendine. İçtenliği, insanın içini ısıtan o mütebessim simasını hiç unutamam.
Karlı tipili bir kış sabahında, arabamla yolda kalınca bir telefonla on dakika içinde yardımıma koşmasını unutmak kabil mi!

Sonra duyduk ki bir gün başka diyarlara yelken açmış. Geride doldurulması zor bir boşluk bırakarak...

Yine Ahmet Kayaca söylersek telefon numarası kaldı rehberlerimizde yadigar.

Gündüz işinden gücünden arta kalan zamanlarda, akşamları, geceleri, haftasonları...ülküsüne ve ülkesine fayda, barışa ve huzura katkı sağlayabilmek için koşuşturan, gönül dostlarının fikir teatilerine katılan gayyur ve ceyyit bir civanmertti dostum Ahmet.

Şimdi kimbilir nereleri şenlendiriyor, hangi solgun ve bitap ruhlara ümit aşılıyor!

Bizim Ahmet, evininin arka bahçesine  yazlık bir sinema kurdu, çocuklar için.
Mahallenin bütün Kanadalı çocuklarını davet etti bahçesine. Kimisi doğma büyüme Kanadalı,  kimisi başka diyarlarda doğmuş, anne babasının ardısıra gelmişti bu yeni ülkeye. Siyahisi, çekik gözlüsü, sarışını, mavi gözlüsü...birbirinden şirin çocukların oyun bahçesi oldu Ahmet'in arka bahçesi.
Kolay olmadı bunu başarmak, bu güveni elde etmek. Zira ki Kanada insanı şüphecidir, mesafelidir ilkin.
Ahmet, oğluyla komşularının kapılarına gitti. Kendini tanıttı. Ben şu numarada yaşayan sizin komşunuzum, adım Ahmet, Türkiye'denim dedi. Müslümanım.

Ülkesinin ve ülküsünün mütebessim bir mümessili oldu yaşadığı mahallede.
Önceleri mütereddid davranan kimi aileler, bir kaç akşam sonra Ahmetlerin arka bahçedeki derme çatma yazlık sinemada aldı soluğu, güven ve mutluluk dolu ortamı grünce de gönül rahatlığıyla gönderdiler çocuklarını.
Dahası, kendileri de çocuklarıyla birlikte gelip oturdular sandalyelere birer birer.
Yıllardır birbirini tanımayan aileler, Ahmetin bahçede tanıştılar, kaynaştılar..Türk çayı, kahvesi içtiler birlikte.

Bizim Ahmet, gönül diliyle hal şivesiyle anlattı anlatacaklarını.
Koskoca bir mahalleyi bir araya getirdi. Mısırlar patlatıldı, içecekler içildi, kimi akşam mangallar yapıldı. Kalıcı dostluklar kuruldu. O mahallede bir müslüman kandili yaktı Ahmet.
Kışları da bir araya getirmek için insanları, fıtri ve samimi vesileler oluşturdu. Aşureler dağıtıldı. Ramazan iftarlarında birlikte ezan-ı Muhammedi ile oruçlar açıldı.

Birbirine yabancı insanlar arasında, kalıcı dostluklar gerçekleştirmek için akademik toplantılara, zahmetli ve masraflı yemeklere, cafcaflı salonlara ihtiyaç duymadan, mahalle sakinlerinin kalplerini birbirine ısındırdı Ahmet.

Türkiye'nin haritada yerini bile bilmeyen, Türkiye'yi çöllerle kaplı develerin seyrangahı bir yer olarak tahayyül eden ortalama Kanadalılara, mesela vergi dairesinde çalışan Megan'a, inşaat ustası Michael'e.. Türkiye'yi, Türk kültürünü anlattı, Anadolu insanının üstün meziyetlerini tanıttı, sevdirdi. Aralarından, bu güzel insanın yetiştiği toprakları, kültürü görmek istiyoruz diye Türkiye'ye gelip gidenler de oldu.

Büyükelçilerimizin, kültür ateşelerimizin binlerce dolar maaşla, yine binlerce dolarlık tanıtım bütçeleriyle yapageldikleri hizmetlerin alasını Ahmet, cebinden harcayarak yaptı. Türkiye Konsolosunun veya büyükelçisinin adını bilmeyen şehrin belediye başkanı, veya bir çok resmi zevatıyla senli benli oldu Ahmet.  Oturup kalktığı yerlerde,  Türkiye, İslamın huzur ve barış dolu esas özü, birlikte yaşamak gibi konular konuşuldu, dostluklar pekiştirildi.

Toplumun kılcallarında hakiki Kanadalılarla ömürlük dostluklar kurdu. Halen bu dostlarıyla irtibat halinde olduğunu da biliyorum. Bir kısmı da bana halen Ahmet'i, onun telefon numarasını soruyor. Ahmet onları Crismas'ta hatırlar, onlar da Ahmet'i Ramazan'da ve Kurban'da. Ahmet ismi geçince yüzlerine sıcacık bir tebessüm yayılıverir. Ben d gurur duyuyorum.
Neden sonra buraları terk etti Ahmet. Ama içindeki o sıcak ve içten duygularla gittiği her yeri aydınlatacağından, insanları bir araya getireceğinden eminim.

Bazı bedbahtların kendisini haşhaşi, böcek gibi nahoş ifadelerle tesmiye etmesini kafaya takacağına hiç ihtimal vermediğim iflah olmaz bir iyimser ve müspet hareketi kendisine tarz-ı hayat yapmış bir temkin insanıdır o.

Şimdi nerelerdedir, tam bilemiyorum. Ama zaman zaman aklıma gelince "Ne güzel komşumuzdun sen be Ahmet abi" demekten de kendimi alamıyorum.