Wednesday, May 21, 2014

GENÇLER..İNTERNET VE UYKU.

Çocuklarımızla aynı zamanları yaşamıyoruz sözünü eğitimcilerden çokça duymuşsunuzdur. Haklılar. Çünkü, çocuklarımız gece ayakta.. internetin başında “gece hayatı” yaşarken, gündüz derin uykulara yelken açmakta…Bizler ise gündüz işimizde gücümüzde…
Abarttığımı sanmayın! Kanada’da liseli gençler arasında gittikçe yaygınlaşan bir trend’den söz ediyorum. Ve son zamanlarda da yakın çevremden en çok şikayet duyduğum konulardan.
Hangi etnik köken ve dini gruptan olursa olsun… gençler haftasonunu iple çekiyor. Haftasonu onlar için, derslerden, okula gitmek zorunda kalmaktan azade oldukları, internetin uçsuz bucaksız koylarında koyakalrında serazad zamanlar geçirebilecekleri zaman dilimleri. Bana kalırsa, tam da zombileştikleri, fıtratlarına darbe üstüne darbe yedikleri sanal zamanlar.
Gençlerimiz henüz Perşembe gecesinden haftasonu moduna giriyor bile… Sonra tek başına ya da bir kaç arkadaş, kendi evlerinde ya da arkadaşının evinde, sabaha kadar internetin başında…
Malum, internette de yok yok. Gençler, gecelerini sosyal medyada birbirleriyle çetleşerek, birbirleriyle veya tek başlarına yeni çıkan oyunları binlerce kez oynayarak, filimler izyerek… tüketmekte!
Cumartesi- Pazar güneş ışıklarıyla beraber, yepyeni bir gün bütün hayatiyetiyle pırıl pırıl penceremizde parlamak üzereyken…uyksuz kalmış gözleri mahmur gencimizin göz kapakları yavaş yavaş kapanmakta ve sonrası tam gün sürecek bir uyku.
Dolayısıyla haftasonu ailecek bir şey yapabilmek, bir yerlere gidebilmek mümkün değil. Akşam yemeği saatinde hayata gözlerini açıp aramıza teşrif eyleyen beyzademiz ya da hanfendimiz gayr-i memnun bir edayla, ebeveynlerinin yanında bulunma lütfunu bahşettikten sonra tekrar uzlethanesine çekiliyor; sonra tekrar sabaha kadar internet.
Pazartesi okul var-mış! Elinde telefon, kafa yastıkta, umurunda mı dünya!
Kalkabilirse gidecek. Kalkamıyor. Ottawa-Carleton District School Board’un bildirdiğine göre neredeyse yüzde 50 lise öğrencisi Pazartesi günü ilk derslerde arazi…
Burada internetin malum melanetleri üzerinde değil de… uykunun üzerinde duracağım. En tabii, zihni ve bedeni beslenme kaynaklarımızdan olan uyku.
Ne yazık ki iyi bir gece uykusunun önemini, yetişkinler gibi gençler de tam idrak edemiyor! Texas Üniversitesi Sağlık Merkezi’nin 4000’den fazla genç, teenager, üzerinde yaptığı yeni bir araştırma çarpıcı sonucu ortaya koydu. Gençlerin uyku alışkanlıklarının sıkı sıkıya izlenerek ortaya konulan araştırmanın sonucu şu: Yeterli ve düzenli gece uykusu alamayan çocukların, gece uykusuna dikkat eden akranlarına nazaran tam dört kat daha fazla depresyon yaşıyor!  
Aynı şekilde Hastalıkları Kontrol ve Koruma Merkezi de, Amerikan lise öğrencilerinin yüzde 70’inin düzenli gece uykusunu tam olarak alamadıklarını tespit ediyor.
Zihinsel sağlık uzmanı Nicole McCance, uykunun okul yaşı çocuklarının beyin gelişimi için hayati önemde olduğunu belirttikten sonra, özellikle son iki yılda gençlerdeki uyku düzensizliğinin büyük artış gösterdiğini belirtiyor. McCance, buna sebep olarak, gençler arasında her geçen gün yaygınlaşan sosyal medya alışkanlığının olduğunu da ifade ediyor
McCance “Sosyal medya çocuklarda geç vakitlere kadar ayakta kalabilmeleri için bir baskı yaratıyor. Soyal medyadan çekilip uykuya gidenler, arkadaş grupları arasında popüler olamıyorlar. Bu sebeple, Amerika ve Kanada’daki lise öğrencileri, genel itibariyle gece yarısı 1’e kadar internetin başında. Uykusuzluk, öğrencilerde motivasyonsuzluğu ve gerçek hayata ilgisizliği de beraberinde getiriyor.
McCance’e göre, uykudaki düzensizlik, zihni, dolayısıyla düşünmeyi de etkiliyor. Uykusuzluk nedeniyle bezginliğe, daha kolay öfkenebilir olmaya, bedensel olarak aşırı ve daimi yorgunluğa yakalanan bir gencin, olumlu düşünebilmesi çok zor! Bu durumun az cok farkında olan liseliler için de, bu kısır döngüyü kırabilmek, bu sorunun üstesinden kendi başlarına gelebilmek mümkün değil.
Dr. Azmeh Shahid de bu sorunun gün be gün artan bir problem olduğunun altını çiziyor. Hastalarında son zamanlarda ortaya çıkan sorunların uykusuzluktan kaynaklandığına dikkat çeken Shadid, özellikle çocuk ve gençlerde uyksuzluğun tetiklediği heyecan, isteksizlik ve tedirginlik gibi devamiyet gösteren ruhsal modların yaygınlığını dile getiriyor. Uykusuzluğun nedenleri olarak da, sosyal etkenlerin yanında, çocuğun okul ve aile ortamında maruz kaldığı kimi olumsuzlukları işaretliyor.
İyi bir gece uykusundan bedensel olduğu kadar, duygusal ve zihinsel olarak da ziyadesiyle faydalanabileceğimizin altını özenle çizen  Nicole McCance, yazdığı Depresyonu Doğallıkla Yenebilmenin 52 Yolu adlı kitabında, çocuklarının uykularını iyice almalarına önem veren ebeveynler için bazı önerilerde bulunuyor. Bildiğimiz öneriler olsa da, yazıyı McCance’nin nasihatleriyle bitiriyorum:
Çocuklarınızın Haftasonu uykularını düzenleyin ve haftasonu sabahlarını haftaiçi sabahlarından farklı görmeden, erken kalkmalarını sağlayın. Haftasonları fazladan uyuma, sanki haftasonlarının fıtratında varmış ve doğalmış gibi bir zan sözkonusuysa, o anlayışı kırın.
TV, Bilgisayar gibi elektronik araçları uykuya gitmeden bir saat önce kapatın. Müzikten hoşlanan gençler için, sakinleştirici ve uykuya hazırlayıcı mahiyette enstrümental müzik faydalı ve rahatlatıcı olabilir. Işıklar kısılarak da adım adım uykuya gitme ortamı sağlanabilir.
Evinizin uyku ve dinlenme için ne kadar uygun olup olmadığığnı gözden geçirin. Ebeveynler, çocuklara, erken yatağa giderek örnek olmalı.
Çocuklarınızla zaman zaman belli fırsatlarla, uykuyu iyi almanın önemi üzerine, bir doğallik içinde konuşulabilir.
Yatak odalarında telefon, bilgisayar gibi arac ve gereçlerin kapatıldığından emin olunmalı. Yatak odasınının bir uyku yeri olduğu bilinci verilmeli.
Yazarımız en sonda da ılık süt içmenin faziletleri üzerinde durmuş.