Tuesday, June 30, 2015

TWİTTER VE HİZMET HAREKETİ

Şu mahut süreçten epey önce, “Twitter Bağımlılığı” başlıklı küçük bir yazı kaleme almıştım; meğer bu Twitter'dan ne kadar mustarip insan varmış! Bu yazı vesilesiyle çok sayıda email aldığımı hatırlıyorum.

O gün bu gündür, sosyal medyanın önemi arttıkça  arttı. 
Özellikle de AKP ile Hizmet Hareketi arasında yaşanan şu gergin süreçte…
Twitter meydan muharebeleri yaşandı. Taraflar bu mecrada hesaplaştı. Twitter'da yazılan orda kalmadı, mahkemeler önünde hesap verenler, hatta tutuklananlar, yüklü tazminatlar ödemek zorunda kalanlar oldu. Twitter yasası çıktı. Önceleri Twitter'a mesafeli duranlar zamanla hesaplar açtı.

Digital aktivizm Batı’da önemi hızla artan bir fenomen. Hayatımızın her sahasındaki etkisi ve belirleyiciliği gelecekte daha da ağırlık kazanacak. Bir kişi ya da grub, yılların “established” medya kurumlarını sosyal medyadaki stratejik veya agresif metodlarla tehdit eder hale geliyor, “tanrı-yazarların” pabucunu, bir lise öğrencisi “hilarious” yorumlarıyla dama atabiliyor...

Günümüzün türbülantı bol siyasal ortamında, gelişmeleri televizyon ve gazete ile takip etmekle yetindiğinizde  gündemin arkasına düşüyorsunuz; tabiatiyle “en son haber”i yakalamanız mümkün olmuyor. Sosyal medya, özellikle de Facebook, Twitter, YouTube ve bloglar… insanları en son gelişmelerden haberdar ederken, aynı zamanda birbirine yakınlaştırıyor, irtibatlı hale getiriyor. Yeni birliktelikler ve yeni alanlar, fırsatlar yaratıyor. Aradaki mesafeye rağmen, binlerce, milyonlarca kişi, belli algı, proje ve ideolojiler etrafında “yeni toplumlar” inşa ediyor. Bu birliktelikler, sosyal ve siyasal gelişmeler hakkında geleneksel medyaya nispeten, daha otantik ve original perspektifler, zengin muhtevalar sunabiliyor takipçilerine…Artık kimse, vasat olana tahammül etmek, ortalama ile yetinmek zorunda değil. Twitter, post-modernitenin ruhuna çok uygun.

Bu anlamda, sosyal medyanın sosyal aktivizmi "vatandaş gazeteci" konseptiyle daha farklı bir alana kaydırdığını gözlemleyebiliyoruz. Bu hashtag aktivizminde siyasetciler ile halk arasındaki geleneksel münasebet biçimleri tarihe mal olmuş durumda. Bir mağdur vatandaş bir siber platform kurarak buradan gök kubbeyi inletebilir… 40 yıllık siyasetçiye sadece ayar vermekle kalmaz, onun siyasi hayatına da mal olabilir.. Kişi taleplerini, endişelerini kapı kapı dolaşma yerine bu platformda dile getirip istediğini alabilir. Ez-cümle sosyal medyanın nimetleri tadat etmekle bitmez.

Peki Hizmet Hareketi Twitter’da ne alemde?

Hizmet, Türkiye’de sayısız yeniliğin öncüsü… Sosyal medyanın sosyal hareketlerde nasıl kullanılacağını konusunda da epey mesafe kat etti, yol açtı. Süreçte profesyonellerle çalıştı. Kendisine karşı, sosyal medyada devlet gücüyle ve en hoyratça mücadele edenlere pabuç bırakmadı. Twitter’da her akşam konular belirleyerek gündemi saptadı; sosyal hashtag aktivizmi konusunda trendleri tayin etti. AKP, Hizmet’in bu konuda da arkasından gelmek zorunda kaldı. 

Hizmet Hareketi’nin Twitter’daki etkinliklerini düzenleyen, koordine ve organize eden ana hesaplar yanında, çok sayıda diğer şahsi ve kurumsal hesaplar, Türkiye ve Dünya gündemindeki trendleri belirledi. Dünyanın dikkatini Türkiye'de yaşanan insan hakları ve basın özgürlüğü konularına çekmeyi başardı. Bunu Ingilizceyle yaptı, Fransızcayla, Almancayla, Arapçayla yaptı. Hizmet, güncelle ve siyasal gelişmelerle bağlantılı olarak, farklı hesaplarla, farklı konulara değinerek daha stratejik bir davranış biçimi geliştirdi, sergiledi.

Üslup konusunda, istisnalar haricinde, Hizmet Hareketi önde durdu. AKP yanlısı görünen troll hesaplarında hakaret ve küfrün bini bir paraydı.

Fuat Avni bir fenomen haline geldi. Yazacakları halen merakla bekleniyor, operasyonları önceden ihbar etmeye, gündemi belirlemeye devam ediyor. Zamanla çok sayıda türevleri zuhur etti. Bilgi kirliliği arttıkça arttı. Bu nick-name ile ilgili spekülasyonlar, tam da bizim gibi kahramanlara ve mehdi vs. beklentisi içindeki bir toplumun fantastik ihtiyaçlarını karşılayacak kıvamda!  Edebiyatta müstear isimlere daha sempatik bakmama rağmen, sosyal medyada nick-name ile icra-yi faaliyette bulunanlara karşı mesafeliyim…Ol sebeple, Fuat Avni ve benzerleri ilgi alanımın dışında kalmaya devam ediyor.

Hizmet Hareketi’nin resmi hesaplari dil, üslup ve muhteva bakımından makul. Sosyal ve kurumsal sorumlulukla hareket ediliyor. Yapılan saldırılara karşı ya savunma modundalar, ya da yapılagelen hizmetler ve etkinlikler kamuoyuyla paylaşılıyor. AKP zihniyeti Twitter’in, sosyal medyanın olmadığı bir dönemde, mesela 28 Şubat mevsiminde, Hizmet Hareketi’ne bu gadri reva görmüş olsaydı nasıl bir netice hasıl olurdu acaba!

Burada kısaca, önce Twitter’in Hizmet Hareketi’ne verdiği zararları, hemen arkasından da sağladığı faydaları paylaşmak istiyorum.

Zararlar:

Hizmet Hareketi adına ortada görünen bazı kimseler Hareket’e çok zarar verdi. Bilerek veya bilmeyerek…Bu kişilerce, Hizmet’in en temel değerlerinin bile yanlış temsil edilmesi (misrepresentation) düşmana malzeme ve fırsat verirken, dostu üzdü. Sırf bireysel popülizm adına umumun hakkına girildiği, giriliyor olabileceği kimilerince bir türlü görülemedi. Bu zevat, Hizmet ile ilgili mevzularda keyfemayeşa bir tavır ve tutum içine girdi.

Önceleri bu üslubu ayarlayamamanın zararlarının farkına sonradan, ilk olayların travmatik etkileri geçince, daha çok varıldı. Bu zaman zarfında, Hizmet Hareketi’ne bu mecrada düşünce, yorum, ilham ve tepkileriyle daha fazla katkı sunabilme potensiyeli olan pek çok kimse sosyal medyaya erken veda etti. Diğer yandan Hizmet adına ortaya çıkıp sağa sola reaksiyonerce ve kimi zaman da çiğce cevap yetiştiren kimseleri “Hizmet’e zarar veriyorsun” diyenlere “üslupçu” gibi biraz da tahkir ve tezyif edici bir sıfatı layık görerek, kendi üsluplarıyla devam etme yolunu seçtiler. Halbuki, bu süreçte Hizmet Hareketi’nin en son ihtiyacı olan şey, bu ucuz kahramanlardı. Ama ortada post-modern çağın susturulamaz realiteleri de vardı! İş bir noktadan sonar, “Bırakınız yazsınlar, bırakınız çizsinler” rolantiyesine girdi. Ben, bu durumu; kişisel anlamda aslında özgürleştirici bulmama ragmen, külli manada, bazı şahısların hem ısrarla Hizmet’ten görünüp, hem de Hizmet’in en temel üslup tarzı ile bağdaşmayan tavırlarından dolayı zarar hanesinin başına kaydediyorum.

Sürecin ilk zamanlarında, sıcak ve ümit-bahş malumata ihtiyaç hisseden geniş dairdeki cemaat kesimleri, kendilerine adeta gaipten haberler getiren bu isimlere sarıldı. İşin burası, nice hayal kırıklıklarının vuku bulduğu, önemli bir yerdir. Bazen, bir davaya en büyük zararı, onu savunuyor gibi görünenler, hatta ısrarla savunduğunu ileri sürenler verir.
Bilgi kirliliği ve akla zarar komplo teorileriyle, zaman zaman geniş kitleler manüpile edildi.
Twitter’in en büyük zaralarlarından birinin, ilk yazımın da ana konusu olan “ zaman kaybı” olduğunu bilvesile tekrarlayacağım. 
Ve en sonuncusu da, ailevi meseleler. Eşlerin sosyal medyaya fazlaca dalması, orada kurdukları yeni arkadaşlıklar, ilişkiler, birliktelikler… kimi ailelerde ciddi sorunlar teşkil edebilecek boyutlara geldi.

Peki faydalari neler?

Meslekten ihraç edilen emniyet ve yargı mensupları için seslerini duyurabilecekleri bir platform oldu.
Hizmet Hareketi’in fertlerinin, cemaatteki kollektif kimlikten başka bir de bireysel kimliklerinin olduğunu, olabileceğini (differentiation) gösterdi. Hayatın akışı içinde ben’in (self)  grup psikolojisinin önüne geçebileceği, ve bunun da son derece normal bir şey olduğu görüldü. Twitter, Hizmet Hareketi’ne gönül veren kimselere, cemaatin, şahs-ı manevinin, şirket-i amal-i uhreviyenin yanında “birey” olduklarını da hatırlattı. Bir birey olarak, “sen” ne düşünüyorsun? Düşündüklerini “ne kadar” ifade edebiliyorsun? Bu sürecte Hareket’ten pek çok kimse, haksızlıklara karşı kendi kariyerini riske atarak sesini yükseltme yolunu tercih etti. Hala tedbir veya farklı saiklerle sesi çıkmayan ya da daha düşük volumde çıkan, nick-name kullanan….kimseler çoğunlukta. Aslında onlar da “gölge”lerinden çıksalar iyi olur!

Hizmet Hareketi içinde, bir talep veya temenni, varsa bir haksızlık veya mağduriyet, yer, kurum ve hatta kişi ismi belirtilerek bu olumsuzluk daha kolay dile getirilebilir hale geldi. Ulaşılamaz gibi olan kimselere daha kolay ulaşılır oldu. Twitter’in en büyük faydalarından biri Hizmet’in daha da şeffaflaşmasına vesile oldu.
Hizmet Harketi’nin aslında tek bir ses olmadığı, bünyesinde birbirinden farklı seslerin, yorumların, telakkilerin olduğu görüldü. Bu durumun Hizmet tarafından muazzam bir zenginlik olarak anlaşılıp anlaşılamadığı hususundan henüz tam emin olmadığımı da söylemeliyim. Hizmet Hareketi içinde yetişmiş daha öne çıkan kimseler, birbirleriyle çeliştikleri hususlarda herkesin gözü önünde fikri tartışmalara girmekten çekinmedi. AKP gibi siyasi bir hareketin bile muztar kalmaktan ödünün patladığı bu ikircikli durum, dini mahreçli bir sosyal hareket olan Hizmette suhuletle hazmedildi, ve ben, acizane, bu tür açık konuşmaların Hizmet için ziyadesiyle yararlı olduğunu düşünüyorum. Çoğu kişinin bu süreçte Hizmetin yanında durmasının sebeplerinden biri masumiyet karinesi ise bir diğeri de Hizmetin saklayacak gizlisinin saklısının olmadığınına inançlarıdır. Bu bakımdan medenice her konuyu, kurumsal mahremiyet mahfuz kalmak kaydıyle, tartışmakta hiç bir beis ve çekince olmamalıdır.

Süreçte, Twitter  çok sayıda “artificial” aydın ve “public intellectual”in arz-ı endam etmesine vesile oldu.

Hizmet kurumlarının temsilcileri, Hareket’in genel söylemini besleyen yan söylemler gelistirerek, bunu farklı renk ve tonlarda dile getirdiler, bu arada kendi liderlik kapasitelerini de sergileme imkanları buldular. (Kimse Yok Mu, İstanbul Vakfı, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı..)

Twiter, Hizmet Hareketi’nin dünya genelinde belli mahfillerde hem isminin duyulmasına (name-recognition), meşgul olduğu meseleleri daha geniş ve farklı kesimlere duyurmasına, dolayısıyla daha da global hale gelmesine, bilinirliğinin ve tanınırlığının artmasına vesile oldu. Dünyanın farklı coğrafyalarında hizmet eden gönüllülerinin de birbiriyle tanışması, yakınlaşması için vasıta oldu. Bu vesile ve vasıtalarla da  biçimlenen yeni münasebet keyfiyetleriyle Hareketin  ana umdeleri, yerleşik değerleri, yeniden müzakere edildi, tanımlandı, ve bilahere yeni değerlerin üretilmesine vesile oldu.

Twitter, Hizmet Hareketi’ni, Türkiye toplumunun çok farklı kesimleriyle de irtibata geçirdi, yakınlaştırdı. Hizmet, kendini bu kesimlere daha iyi anlatma imkanı buldu.

Sosyal medya, Hizmet Hareketi’nin kendini daha iyi görebileceği bir meydan aynası işlevi de gördü.
Hizmetin en zor zamanlarda, bıçağın kemiğe dayandığı anlarda bile, sabırla ve temkinle davranan, espri üretebilen bir sosyal hareket olduğu ortaya çıktı, Hareketin “kollektif duygusal zekası” bilvesile tebeyyün etmiş oldu.

Hizmet içinde, nesiller arası ve cinsiyetler arası sağlıklı bir iletişimin de sağlanmış oldu. Önceki kuşaklar ile yeni nesil arasında bir köprü kurdu Twitter... Bayanlar, sosyal ve siyasal konulardaki farkındalıklarını arttırdı, seslerini daha net ve gür duyurabildi.

Ez-cümle, Twitter bireysel hayatımızı da toplumsal hayatımızı da derinden etkilemeye devam ediyor. "Beyanda sihir vardır." hadisinin tecelli ettiği bir mecradır Twitter. Her şeyde olduğu gibi avantajları yanında dezavantajlar da ihtiva ediyor. Denge ve bilinç şart. Kimi yan etkilerine rağmen, ben şimdilik buralardayım.