Sunday, August 3, 2014

büyük adamlara neden düşmanız!

Ruhunu ve dimağını ve dahi gönlünü Bu Ülke'nin havasıyla suyuyla besleyip pişirmiş "müstesna"lara karşı vefasızlığımız yeni bir şey değil.
Tefekkür dünyamıza yön veren, hem sağdan hem soldan o kadar çok insanı mağdur etmişiz, vatan haini vs. diye damgalamışız ki, neredeyse istisnası yok! Öyle ya bu topraklarda büyük adam kolay yetişiyor ne de olsa!

Dünyaları kendisine dar ettiğimiz o kadar çok değerimiz var ki! Hangi birini sayalım. Velhasıl, adam harcamamız yeni bir şey değildir.

Siz Bediüzzaman derseniz, bir başkası Nazım der, Sabahattin Ali der. Mesela, bugün artık ortak bir değerimiz haline gelen Mehmet Akif... Vaktinde dünyasını dar ettiğimiz  Akif, kendisini Mısır'a zor attığında, canı ve cananı kadar sevdiği vatanını terk etmek zorunda kaldığında, arkasından kim ah vah etti, kim ülkeyi ayağa kaldırdı! Zamanın matbuatına bakmak lazım!  Derin bir ölüm sessizliği. Vefat edince, cenazesini kaldıran iç beş üniversiteli genci anlata anlata bitiremeyiz. Ülkenin onurunu kurtaran üç beş gençtir nitekim onlar bir bakıma, ama sadece o kadar işte! Çoğumuz kulaklarının üstüne yatmayı tercih etti, eğer arkasından hain Akif diye nameler kesenler ise tarihe havale!...

Sağ olsun sol olsun. Sağdan olsun soldan olsun, neredeyse düşünen ve çile sahibi bütün mütefekkirler, yine sağ olsun sol olsun siyasal iktidarların ucuz politik hesapları ve populist yaklaşımlarıyla heba edildi, ezildi, sömürüldü. Ne diyelim vatan sağ olsun.

Nasıl olsa 15-20 sene sonra bir başka iktidar gelir bir zamanların mağdur mütefekkirlerine iade-i itibar yapar; yapar yapmasına amma, bu sefer kendisi yeni yeni mağduriyetler yaratır. Saf düşünceyi, etrafına toplanan mutantan propagandistleri tarafından ademe mahkum eder. Bir kısır döngü olarak bu durum sürer gider. Bu zalim döngü ve düşünceye layık-ı veçhiyle hakk-ı hayat tanımama bu toprakların kaderi olmamalı!
Bari ders alaydık!