Friday, October 3, 2014

HA GAYRET

Ne mümkün zulmile, bidad ile imha-yı hürriyet
Çalış idraki kaldır, muktedirsen ademiyetten 
Namık Kemal
Ne mümkün zulmile, bidad ile imha-yı hakikat
Çalış kalbi kaldır, muktedirsen ademiyetten
Ne mümkün zulmile, bidad ile imha-yı hürriyet
Çalış vicdanı kaldır, muktedirsen ademiyetten 
Bediüzzaman Said Nursi

Geçen sene bu aralar Dersane krizi başgösterince, bu sorunun daha da büyüyeceğini öngörmek kehanet sayılmazdı! Yorumların ve demeçlerin satıraralarından bunu okumak pekala mümkündü. 
Nitekim o günden bugüne zuhur eden vakalar zinciri ortada. Zulüm her geçen gün pervasızca artmakta!
İtiraf etmeliyim ki, bu zalim hırsın, bu iflah olmaz nefretin ve onulmaz kinin, bir insani yardım derneğine uzanabileceğini hayal bile edemezdim! Hem de bir bayram arefesinde! Heyhat, yanılmışım... Artık insan gerçekten şaşırmıyor!

Kimse Yok Mu'nun "Kamu yararına faaliyet gösterme ve yardım toplama" yetkisi Bakanlar Kurulu kararınca kaldırıldı! 
Dernekte herhangi bir yolsuzluk veya yasa dışı bir iş yapıldığı için mi verildi bu karar? Hayır, tamamen keyfi, tamamen ideolojik!

Hasenatı yedi iklimce müsellem Kimse Yok Mu derneğine musallat olan bir İktidar'ımız var.

13 ülkede 300 bin aileye kol kanat geren, 70 ülkede 58 bin yetimin yüzünü güldüren bir dernek. Bir marka. Sağlık hizmetleri, sebiller, kuyular, kurban hizmetleri vesair, liste uzun... Etkinliği, güvenirliği ve itibarı ile sınırları aşan bir değer. Emsaline nispeten oldukça da yenilikçi. Sadece para toplama ve onu ihtiyaç sahiplerine ulaştırmanın hem çok ötesinde hem de sahasında sürekli inovatif modeller geliştiren dinamik bir yapı.

İktidarın yeni kararıyla Kimse Yok Mu hala yardım toplayabilecek, ama her defasında yetkili birimlerden izin alması gerekecek. Yardım kampanyaları düzenleyemeyecek olması da böylesine seçkin bir kurumu daha dün yeni açılmış bir tabela derneği durumuna düşürecek! Tam da cadı avı yapacağını açıkça ilan eden rantçı zihniyetten beklenebilecek icraat!

Kimse de kimseyi kandırmasın. Allah rızası için çalıştığı dost ve düşmanca tasdik edilen bir yardım derneğinin, bir gönüllü kuruluşun çalışmalarına mani olmak, itibarını baltalamak... neyle açıklanabilir! Bu tür ucuz yıldırma oyunlarıyla Kimse Yok Mu'nun sistemi işlemez hale getirilmek isteniyor.

Bir şirzime-i kalil, bir mahut zümre, dersane veya Kimse Yok Mu gibi kurumları kapatınca, o kurumları açan düşünceyi ve duyguyu da kapatmış olabileceğini zannediyor olmalı! 
İdealleri mahkum edeceklerini, hayalleri sansürleyebileceklerini mi vehmediyor acaba bir grup müstebit!
Halbuki zulm ile, bidad ile imha-yı hürriyet olmayacağını en iyi bu toprakların çocuklarının bilmesi gerekmiyor mu!

Hukuksuzluğun bini bir para! Gazete basmak ve tabela sökmek, okul inşaatı durdurmak, yurt yıkmak, okul bahçesinden yol geçirmek, yasal izinli reklamları kaldırmak, belediye otobüs seferlerini iptal etmek, yazılı ve basılı yayın organlarına ambargo uygulamak..vesair vesairden sonra şimdi Asya Finans ve Kimse Yok Mu! 
Sırada ne var!

Şu Kimse Yok Mu zulmü, olaylara hala dar kişisel perspektiflerden ve iflah olmaz bir bağnazlıkla, kişiler üzerinden baktığımızın en kahredici örneklerinden biridir. Birilerinin Fethullah Gülen ile hesapları mı var, o halde kapansın Kimse Yok Mu!
Sırf Gülen'e zarar verebilmek için,yıllardır milyonlarca gönüllünün emeğiyle teşekkül etmiş bir değer bitirilmek isteniyor, ya da hadi en basitinden söyleyelim, milyonlarca ihtiyaç sahibinin rızkına engel olunuyor!

Gönüllü olarak, idealistçe, azim ve gayretle, içtenlikle ve cesurca...vatana, millete ve insanlığa hizmet etmek isteyen bir kimse illa ki bir yolunu bulur.  
Şimdi yedi iklimde, makul insanların takdirini celbeden bu hizmetlerin tohumları, sizin ağababalarınızın dayelik yaptığı 1960, 70, 80 darbelerininin, 28 Şubat zulmünün yapıldığı iklimlerde atılmadı mı, yeşerip boy vermedi mi!

Bir kapı kapanır, bin kapı, binlerce pencere açılır. Tarihen de sabittir ki, gönüllü insanların hizmetine kast eden tüm art niyetli müdaheleler, Hizmet'i daha geniş kitlelelere mal etmiştir, daha yukarıya taşımıştır ve dolayısıyla Kimse Yok Mu'ya yapılan bu zulümler de kim bilir hangi rahmete, berekete ve inkişafa vesile olacaktır. Gün doğmadan meşime-i şebden neler doğar neler!

Hizmet Hareketi Bu Ülke'deki dindarlara kurumsallaşmayı, kurumsallaştıktan sonra da şeffaf olmayı öğretti. Çünkü 28 Şubat sürecinde ensesinde boza pişiren müfettişlerin zorlayıcı baskıları altında Hizmet kurumları zor şartlar altında çalışmanın ne olduğunu öğrendi; bu süreçte daha gayretli çalışarak ve daha da profesyonelleşerek, emsallerinin açtığı başka kurumlar için de hüsn-i misal teşkil etti.

Kimse Yok Mu, diğer yardım kurumlarına hizmet etmeyi ve fisebillillah çalışmanın ne olduğunu, şeffaf olabilmeyi ve yetim için toplanan paraya el uzatılması gerektiğini de öğretti.

Kimse Yok Mu, Hizmet sadece zenginlerle meşgul oluyor şeklindeki son derece haksız bir tezi dillerine dolayanlara bir cevap mahiyetinde, bu çorbada bizim de tuzumuz bulunsun diyen herkesin karınca kaderinde sunduğu paylaşımlarını, muhtaca ve muztara perdesiz hailsiz ulaştırdı. Bu şekilde bu vatanın hem birliğine hem dirliğine katkıda bulundu. Maddi yardımlarla, manevi ve insani bağlarımızı, Doğu ve Batı arasındaki kardeşlik bağlarımızı güçlendirdi.

Kimse Yok Mu'ya yapılan zulüm, Hizmet'in imtihanı olduğu kadar Hükumet'in de imtihanı, Bu Ülke'nin vicdan ehli, akl-ı selim ve makul bütün insanlarının imtihanı. Sadece insaniyetten nasipdar olanlar bu imtihandan yüzünün akıyla çıkabilirler.

Başka ülkelerde devlet eliyle büyütülen bu tur yardım kurumları,Türkiye'de sırf ideolojik sebeplerle devlet eliyle yıldırılmaya, çalışamaz hale getirilmeye çalışıyor.

Türkiye'ye gezi ve inceleme amaçlı giden ve yolu bu derneğin memleket sathına dağılmış şubelerinden birine düşen her bir Kanadalı'nın sitayişle ve hayranlıkla Kimse Yok Mu'dan söz ettiğine defalarca şahit oluyorum. Hizmet kurumları arasında Kimse Yok Mu'nun Kanadalı'lar için özel bir yeri vardı. Ortaya konulan fedakarlık, bunun hızlı ve şeffaf bir biçimde muhtaçlara ulaştırılması onları gerçekten çok etkiliyor. Valisinden Belediye başkanına, bizim de yardım kurumlarımız bu kadar etkin, profesyonel, şeffaf ve tamamen ihtiyaç sahiplerine odaklı olmalı diyorlar. Burada örnek model olarak Kimse Yok Mu ile ilgili seminerler düzenleyelim diyorlar.
2014 Temmuz'unda hasbelkader benim de Brock Üniversitesi'nde Kimse Yok Mu'nun etkinliklerini de anlattığım bir konferanstan sonra Toronto Ünivesitesi'nden bir profesörün heyecanla yanıma gelip ''Bizim de bu ülkede böyle güvenilir bir yardımlaşma ve destek projesi kurmamız gerekiyor.'' demesini nasıl unuturum! 
Böyle bir değeri bir siyasi hırs uğruna ademe mahkum etmeye çalışmak insafla bağdaşır mı! Bunun izahını yapabilecek tek bir ehl-i insaf var mıdır!


Bir sonraki yazımda Türkiyeyi defalarca ziyaret eden işadamı, siyasetçi, aktivist, akademisyen Kanadalıların Kimse Yok Mu ile ilgili görüş ve değerlendirmelerini paylaşmak istiyorum.
Şimdi siz bu insanlara ülkemiz işte sizin bu yere göğe sığdıramadığınız kurumun çalışmalarını engelliyor deseniz, tepkileri ne olur acaba!

Kimse Yok Mu CEO'su İsmail Cingöz haklı olarak feryat ediyor, aylardan beri süregiden ve tam anlamıyla 'öküzün altında buzağı arayan' teftişlerin hepsinden başarıyla çıkmış olmasına rağmen, Bakanlar Kurulunun bu siyasi kararından sonra haklı olarak yoruldum, bezdim artık diyor.

"Hakkında kesinleşmiş hapis cezaları dahi olan" kimi yardim derneklerinin bile bu haklarının ellerinden alınmamasına rağmen Kimse Yok Mu'ya yapılan bu zulmün "Yeni Türkiye"ye pek yakıştığını haykırıyor.

Medyanın onursuzca, hukusuzca olayı nasıl sulandırdığını,hiç bir yayın etiğine sığdırılamayacak karalamalarla ve iftiralarla Kimse Yok Mu'ya nasıl çullanıldığını da haykırıyor.

Bütün yorum ve değerlendirmelerin verasında, daha söylenecek çok söz olmasına rağmen, son tahlilde bu hukuksuzluğa, şamataya ve vicdansızlığa söyleyebileceğiniz bir şey kalmıyor!

Herkul.org adlı sitenin editörlerinden Osman Şimşek çok çarpıcı bir yorum yapıyor halkın yardımlarını sırf siyasi sebeplerle ve keyfi usüllerle engelleyenler için:
"Zalimlere gelince...Vallahi otede 'Kimse Yok Mu?' diye feryad edecekler!" 
Artik muhtacın rızkını bile engelleyecek duruma gelinmişse, gercekten de her türlü haseneden mahrum kalınacak bir derekeye de çoktan yuvarlanılmış demektir. Geçmiş olsun.

Yazıyı İsmail Cingöz'un sitemkar temennisiyle bitirelim:
"Meşru daire müdafaya kafidir. Er ya da geç adalet yerini bulur bulacaktır. O gün zalim zulmünün cezasını çekecektir"
...