Monday, July 13, 2015

Yeni Hal Yeni Medya..

       Sosyal medya, son zamanlarda çok sayıda “artificial entelektüel”in zuhuruna vesile oldu. Bu zevatın bir kısmı sosyal medyanın  muhtelif mecralarında arz-ı endam ederek, fikriyatlarını mensubu ve savunucusu oldukları grubun teammülleriyle aynı istikamette sürdürerek  entelektüelliklerini organikleştiriyorlar, (Antonio Gramsci)...bir kavga, bir meydan adamı haline geliyorlar.

      Yeni Türkiye(!)’de, AKP, ekranlarda bağırıp çağırmayı marifet bilen, eyyamcılıkla ve racon kesmekle populizm yapan onlarca kişiyi sürüme soktu. Yine İngilizce olacak ama ben bunlara temporary public intellectuals (mevsimlik işçiler) diyorum. Alt yapısız ve köksüz bu kimseler, bütün pejmürdeliklerine rağmen  partililerce alkışlanmaya devam ettiğinden halen  kendilerini bir şey sanmaya devam ediyorlar.  Halen müşterileri var. Son kullanma tarihleri gelinceye kadar, akan musluktan testilerini doldurmak en büyük çaresizlikleri...

      İktidarın siyasi birer kölesi görünümünde olan bu zevatta bir zihni selamet ve salabet, müstakim bir duruş aramayın! Bilakis siyasi pozisyonları günbegün radikalleştiğinden sadece toplumdan değil, kendilerinden de uzaklaşmaktalar ve çaresizlikleri katmerleşmekte.

      AKP’ye asıl ve temelli destek daha çok eski tüfeklerden geldi. Taşgetiren, Gülerce, Göktürk, Mahcupyan, Barlas, Bayramoğlu…Bunların bir kısmı, daha dün denecek kadar kısa bir zaman önce ölümüne Hizmet Hareketiinin destekçisi olduklarına bakmadan “Vurun efendiler vurun” telaşına kapıldı. Şüphesiz hepsinin kendince makul (!) sebepleri vardı, ama müşterek en mümeyyiz vasıfları zalimane bir vefasızlıktı!

       Speküle etmek istemem, Osman Özsoy yazdı, kimi Zaman yazarlarına Havuz medyasına geçmeleri için teklif edilen ücretleri…Benim de Zaman’da köşe yazan bir dostum var. Kendisine yapılan bir teklif olup olmadığını sorduğumda, bir tanıdık tavassutuyla böyle bir teklifin geldiğini söyledi. Çalışacağı gazeteye ve diğer detaylara kadar!

      Vebali boynuna, ama eski tüfek liberal, İslamcı…bilumum yazar, dolgun maaşlarına rağmen, yazarlık kredilerini ve istikbale bırakacakları mirası hızla tükettiklerinin farkındalar mı bilemiyorum. Bu zatlar, yıllarca Hizmet’te her zaman baştacı edildi. İşsiz kaldıklarında iş imkanları sunuldu. Yedirilidi, içirildi. Gezdiler tozdular. Allah encamlarını hayretsin ama hal-i hazırdaki vaziyetleri iyi değil. Cilalı görüntü sizi aldatmasın.

        Bu yazıyı şunun için yazıyorum: Yukarıda arz edildiği minvale hareket eden yazarların Hizmet medyasından kopması Hizmet için hayırlı oldu. Menfeate dayalı bu iyi gün dostluğu sona ermiş oldu. Şimdi dün dün ile beraber geçti cancağızım bugün yeni şeyler söyleme lazım diyen yepyeni sesler geliyor. İşte bunu görmek lazım.
     
        Burada asıl güzellik şu: Daha düne kadar Hizmet Hareketi ile hiç bir münasebeti olmayan onlarca, yüzlerce eli kalem tutan genç isim, vicdanlarının sesini dinledi ve süreçte Hizmet’in yanında yer aldı. Hizmet’in
muztar kılındığı haksızlıklarla kalemlerini bileylediler. Bu kesim, Hizmet’in nimetlerinden istifade etmedi. Uçak biletleri alınıp, yazacakları iki satır yazı için Afrika’da, Asya’da, Amerika’da otellerde ağırlanmadı. Hikmet incileri saçsınlar diye kimse gözlerinin içine bakmadı. Gittikleri yerlerde, ağır abi ve akil adam pozlarına bürünmediler.

      Bildiğim, takip etmeye çalıştığım onlarca, yüzlerce isim... Herbiri kendi mecralarında söz sahibi, her biri taptaze kan. Onurlu, izzetli, temennasız, minnetsiz ve cesur…Hakk ve hukuk cephesinde, insan hakları ve demokrasi ortak paydasında, mağdurun yanında saf tuttular. Olaylara dışardan baktıklarından bir çok şeyi daha iyi görebiliyorlar. Yeni Medya’da kendi imkanlarıyla kendi mecralarını oluşturuyorlar ve kimsenin tahdidine ve tehditine prim vermiyorlar. Okunma oranlarına açıp bakın, eski tüfeklerden hiç de az olmadıklarını göreceksiniz. Hem her zaman şuna inanırım: Tarih huzurunda ve kamu vicdanında hakkın ve hakikatin sadece tek bir müdafii, binlerce müfteri ve kazip eyyamcıya bedeldir, müreccahtır.

       Bu genç isimler, cesurlar, maküller, hakaret etmiyorlar, güçlerini herhangi bir otoriteden almıyorlar, popülist davranmıyorlar, eyyamcılığa prim vermiyorlar. Zaman içinde, kendilerini eğer sosyal medyaya kurban etmez de entelektüel birikimlerini yoğun sosyal bilim okumalarıyla artırırılarsa, hayat tecrübesiyle zenginleştirirlerse, bir konuda uzmanlaşırlar ve mesela bir dil öğrenirlerse… sadece
itham ve iftiralara maruz kalan Hizmet Hareketi’nin değil, Türkiye’nin de önünü açarlar.
       Bir sosyal hareket için bu gençlerin tek bir kusuru olabilir: Eleştirmek.
O da iyi günde tabasbus edip de kötü günde satmaktan ziyadesiyle evladır!

     Bir diğer husus da şu: Hizmet’in dünyanın yedi ikliminden, dört bucağından beslenen yetişmiş insan kaynakları var. Hani Bediüzzaman’ın tabiriyle “tahsile gitmişler”. Dünyanın en gözde okullarında eğitim gören de var, öğretim veren de... Afrika’da ora yerlileriyle mahalli meselelere kafa yoran da var, Güney Amerika’da kahve tarlalarında işçilik yapıp himmet eden de…Bu insanlar, yüzlerce, binlerce farklı kültürden besleniyor, ortaya muazzam bir müktesebat, enerji ve kompoziyon çıkarıyor. Bu farklı coğrafyalarda yaşayan, farklı dil ve kültülerle zenginleşen insanlar internet üzerinde etkisi gittikçe artan forumlarda, alternatif medyayla entelektğel zeminler oluşturuyorlar. Buralarda hem yetişiyorlar, hem kendi meselelerini farklı açılardan mütalaa ve müzakere etme imkanları buluyorlar.

         Taşıma suyla değirmenin dönmediğini gören Hizmet Hareketi, kendisine destek veren bu genç yazarlara kucak açarken, kabiliyet sahibi diğerlerinin de önünü açmalı, himmetini buralara daha çok sarfetmelidir.