Wednesday, August 12, 2015

Cemaat'e idam! Ülkenin istikbalini idam.

Bazen, ülke adına. memleketin istikbali nam-ı hesabına, kahreden bir karamsarlığa düçar kaldığınız oluyor mu!

Bu bir hastalık, ve itiraf etmeliyim ki, bütün iyimser halet-i ruhiyeme rağmen ben bu illete müptelayım. Özellikle de son dönemlerde. Ne kadar zorlasam da kendimi gamdan azade bir halete bürünemiyorum. "Kendi derdim billah gelmez yadıma..."

Tarihimizdeki bunca travmatik vakaya, yakın mazimizdeki bilumum darbelere rağmen hala bir ders alınamamasına üzülmemek elde mi!

Onlarca yıldır ortaya konan bunca emeğe ve semeğe, çekilen eza ve cefaya rağmen, ciddi anlamda bir mesafe kat edemeyişimize!

Elimizde sadece içi boş hamasetin kalmasına!

Neden dünya başka milletlere terakki dünyası olsun da bize tedenni dünyası olsun ki!

12 Eylül 1980'e bakalım. Kenan Evren'i hepimiz, idamların altina attığı imzalardan dolayı kıyasıya eleştirmedik mi! Ben eleştirdim. Kendisine lanetler okumadık mı, pek çoğumuz yıllar yılı  öfke ve intikam duygularıyla dolup taşmadık mı!

Çünkü nesiller heba edildi, emekler zayi oldu, milli servet ziyan edildi, toplum kutuplaştıkça kutuplaştı, dahası kardeş kardeşe düşman kesildi.

O idamlar, bilinçaltımızı tedhiş etti, toplumsal dokumuzu tahriş etti.

Ve yıllar sonra, bugün... Devletin başı, Paralel diye tesmiye ettiği bir Cemaat'in aslında nasıl bir terörist grup olduğunu bilmem kaçıncı kez izah etmek için yine muhtarları toplamış...
Muhtarlardan biri Cumhurbaşkanı'nın konuşması esnasında, belli ki galeyana kapılarak, yüksek sesle:

" Sayın Cumhurbaşkanım, idamı geri getirin" diye bağırıyor.

Cumhurbaşkanı bunu duyuyor. Tepkisi? Gülüyor. Manalı manalı tebessüm ediyor.

Bugün, memleketim hakkında beni derin bir inkisara salan vaka varsa işte budur.

Koca koca adamların ağzı nasıl böyle sözlere varıyor, vallahi de billahi de tallahi de anlamıyorum.

Bu nasıl bir hüsumettir yahu! Bu nasıl bir çığırtkanlıktır! Bu ülkenin  bu tiplerden yıllardır çektiği yetmiyor mu!

Eminim, o muhtar, gelecekte herhangi sebeple bu ülkenin herhangi bir Cumhurbaşkanı yargılandığında da,aynı narayı atacaktır. Çünkü bu ülke, ani ve fevri insiyaklarla coşup köpürenlerin diyarıdır. Ve ben görürsem o anı, o gün yine derin bir inkisara kapıldığım gün olacaktır.

Eskiden güce tapınan bu türden muhtarları, solcuların kaleme aldığı köy romanlarında okurdum, ve solcu yazarımızın yine ayaklarının yerden kesildiğini, hakikati ideolojik bir kurguya feda ettiğini vehmederdim. Meğer gerçekmiş. Bu tür muhtarlarımız varmış.  Aramızda yaşamaktaymışlar.

Üzgünüm dostlarım hem de çok! Beyhude eyyamcılığın gemi azıya aldığı ve bu çığırtkanlığın prim yaptığı günlerden geçiyoruz.