Monday, August 10, 2015

Hizmet'in Omuzlarında Kariyer



Ahmet Turan Alkan, "Hizmet'in en büyük suçu, seçici olmaması" deyiverdi kibarca. 
Bariz bir hakikatin en net ifadesi!

Öteden beri her fırsatta Hizmet'in imkanlarıyla ikbal yıldızını parlatma peşinde olanları, daha düne kadar kimsenin yüzüne bakmadığı onlarca samimiyetsiz insanı... değer verip, televizyonunda, radyonda, gazetende baş köşede ağırladın! 

İşsiz kaldığında iş verdin! Düştüğünde elinden kaldırdın. Evet, bir yerde müslümanca bir tutum! Ama hüşyar ve müteyakkız olmak kaydıyla. 

İşte, açın bakın Burç Fm arşivini. Henüz bir yıl öncesine kadar Ahmet Taşgetiren konuşup durmuş gece gündüz. Televizyonunuzda düzenli programlar yapmış. O da kesmemiş olacak ki, gazetenizde ser-muharrir muamelesi çekmissiniz kendisine. Sonra gezdirmediğiniz yer kalmamış. Hani, yazdıkları da bulunmaz Hind kumaşı olsa bari! Sadece Taşgetiren değil, açıp bakın gazete, radyo ve televizyon arşivlerinize. Kimler kimler gelip geçmiş. 

Dün,sabah akşam peşinizde koşanlar, bugün telefonunuza çıkmıyor.

Üzgünüm ama, bu denli haşır neşir olduğunuz, onlarca, yüzlerce samimiyetsizi çoktan tanımış olmalıydınız!  Mesafeni çoktan koymalıydınız! 

Nereden bilebilirdik demeye hakkın yok!

Kendi yetiştirdiğine hüsn-i zann adem-i itimad dengesi.
Seni sömürene aydın adam muamelesi!..

Elverir artık!

Kimsenin esamisini duymadığı bir şiir yorumcusuna, ekranınızın kapılarını ardına kadar açmışsınız. Maişetini temin etmesinin yanında, ekranlarınız onun için tam da bir staj mekanı olmuş. Kullanıldığının farkına bile varmamışsın.

O ince ruhlu şiir yorumcusu dostunuz da mübarek mübarek, buğulu sesiyle Medine'nin Gül'ü adlı şiiri okumuş zaman zaman. Doğrusu hem işi biliyormuş, hem de gönlünüzü almasını !
Şimdi ise, devletin televizyonunda size mersiyeler okuyor.

O tuhaf dizilerinizde başrolleri ulüfe olarak bağışladığınız sıradan oyuncular, ttelevizyonunuzda yeşil magazin programı yapan aktörler sadece sırtlarını çevirmekle kalmamış size bugün,  sizi karalamak için  çevrilen filimlerde başröllerde oynamakta.

Gazetenizde yazdırdığınız, televizyonunuzda yeme içme programları yaptırıp şöhretine şöhret kattığınız bir Sonradan Görme, şimdi sizin aleyhinizde haftasonu ekleri çıkarmakla meşgul, bilesiniz.

Sizin ekranlarınızda vatan millet Sakarya edebiyatı yapan onlarca kişi... kimi siyasetçi müsveddesi, kimi çapsız muhteris, kimi tarihten bi-haber tarihçi, kimi sosyolojiden behresiz sosyolog...bugun ya falan partinin saflarında, vekil, mebus veya propaganda şefi, ya da tek kişilik vakıflarında ücret-i hükumete ram olmuş ve hikmet-i hükumetle uzlaşmış “uzman” kılığında maaşa bağlanmış!

Abant Toplantılarında ağırladığınız isim listelerini alın önünüze. O toplantılara katılmak için takla atanları.
Onca masraf ile ala-yı vala ile misafir-perverane ağırladığınız o isimler, şimdi kimlerin arkasında saf tutmuş!

Ya, ülke ülke gezdirdiğiniz kerameti kendinden menkul o aydınlar!
Çıkıp tek kelime söyleyemediler sizin için, söylemeyemiyorlar!

Topu sizin tezgahınızdan geçti halbuki. Nerden bilirdik bu zevat-i kiramın tam ahraf-i na-şerif olduklarını diye ah u enin etmenizin kime, ne faydası olur ki şimdi!
Oysa, tanımalıydınız kimlerle düşüp kalktığınızı, ne menem insanlarla yola çıktığınızı. 

Yetişmiş insanınız olmadığından mıydı bütün bu çapsızlarla olan muahedeniz!
Halbuki, Hizmet Hareketi’nin insan gücü bugün  değil Türkiye’nin dünyanın hiç bir teşekkülünde yok!

Meşrutiyet sorununuz mu vardı da bu kimselere tutunmak ihtiyacı hissetiniz! Halbuki, Hizmet Hareketi, bu toprakların sadece en meşru topluluğu değil, tesahüp ettiği değerler ve mefkureler cihetiyle en matlub ve merğub damarıdır da.


Bu meyanda söylenecek çok söz olmasına rağmen, uzatmadan sadece, eşya ve eşhas aslına rücu ediyor diyebiliyorum.