Monday, August 3, 2015

KANADALI DEĞERLER

Kanada’nın hakim değerler manzumesini nedir? Toplumsal dokusunun kodları?

Oldukça dinamik bir toplumsal yapısı olan ülkede, Kanadalılık” tanımlanırken aşağıdaki ayırdedici karakteristikleri  vurgulamak yerinde olacaktır:

·        İngiliz ve Fransız kültürel miraslarının baskın etkisi.

·        Amerika’dan farklı bir tarihe, kültüre ve geleneğe sahip olunduğu.

  •    Dinamik göçmen ruhu.

·        İçselleştirilmiş demokratik düzen, bireysellik, çokkültürlülük politikaları, azınlıkların kendi kimliklerini sürdürmelerine izin veren  yasalar.

·          Anayasa’da ısrarla vurgulanan üç husus: “Barış, Düzen ve İyi Hükumet”

·        Son olarak, ülkenin azametli ve cesametli coğrafyası ile “Kanadalılık  şahsiyeti” arasında derin bağlar kurulabilir...

 

Ülkenin değerler manzumesininin şekillenmesinde,   Hristiyani unsurların etkisi çok açıktır. Bazı şehirlerde neredeyse her sokakta bir kilise vardır. Kiliseler, sundukları inanç hizmetleri yanında, sayısız toplumsal, kültürel, eğitimsel projeler de yürütmekte. Hakim kültür, Avrupalı (daha çok İngiliz, Fransız), hakim din de Hristiyanlık ( baskınlıkla Katoliklik)tir. Eyalet ve şehirlere göre baskın olan Hristiyan cemaatleri değişebiliyor. Mesela, Waterloo bölgesinde Lutheran ve Mennonite hristiyanları yoğunken, Montreal şehri Katoliklerin merkezidir.

Kanada’nın da milliyetçileri var: Muhafazakar olara adlandırılan bu kesim, milli ve manevi değerleri savunan bir zümre. Daha çok kırsal kesimlerde yoğunlaşan muhafazakarlar, bizdeki milliyetçiler gibi vatan millet konularından ziyade, vatandaşlık bilinci, vergi meseleleri, federal yapı gibi konulara odaklanmış durumdalar ve bizdekiler kadar da ateşli değiller. Büyük şehirlerde göçmen sayısı fazla olması ve eğitim seviyesinin yüksekliği gibi sebeplerden dolayı liberal görüşlüler daha fazla.Muhafazakar tutumlu insanlara rağmen, Kanadalılar genel itibarıyle açık görüşlü kimseler.

Bir diğer Kanadalılık özelliği olarak, ülke insanının iyi bir dinleyici olmasını da sayabiliriz. Kanadalı’lar dinlemekten adeta ayrı bir zevk alıyor. Bu dinleme alışkanlıkları, nezaketleriyle birlikte, biraz da kendileri hakkında  konuşmak istememelerinden kaynaklanıyor. Konuşmak yerine konuşturmayı tercih ediyorlar. Belki de biraz özgüven, biraz ötekini tanımak isteği... Bu kategoriye, Kanadalıların mütevazi olduklarını eklemek gerek. Ötekini tanımaya çalışmak, ötekinden öğrenmeye çalışmak ve kendini ötekinden büyük ve üstün görmemek...Ne kadar müslümanca değil mi!

Kanada değerlerinin şekillenmesindeki diğer önemli amil, Amerika ile olan komşulukları ve sıkı fıkı münasebetleridir. Kanadalı’larda bariz bir Amerikan  kompeksi var. Kendilerini tanımlarken, her fırsatta sosyal, siyasi, ekonomik açılardan kendilerini Amerika ile karşılaştırıyorlar. Amerika'nın seveni kadar sevmeyeni de var ülkede.

Mağduriyet psikolojisi, bir diğer belirgin Kanadalılık tavrıdır. Bir dokunsan, bir ah işitirsin Kanadalı’dan. Trafikten dem vurur, göçmenlerin ülkeyi mahvettiğini düşünür, zamanında alınmayan çöpten, bahçesindeki çimeni zamanında kesmeyen komşusundan, havadan sudan sızlanır...

Ezcümle, Kanada gibi genel itibariyle müspet bir imaja sahip ülke sayısı, ne yazık ki fazla değil! Devletin imaj yapıcıları, ülkenin temellerini atarken, barışçıl, yardımsever, muhtaca el uzatan ve göçmenlik ruhundan beslenen sosyal bir devlet  ortaya koymaya çalışmışlar; başarmışlar da. İkinci Dünya Savaşından itibaren uluslararası sahnede tarihi misyonlar üstlenmiş çokkültürlü Kanada, dünden bugüne savaşların yanında yer alan değil,  barışı sağlamaya çalışan elçi, arabulucu bir ülke olmuş.


Kanada sadece buzların, okyanusların, dağların, geyiklerin kazların, harika manzaraların ülkesi olarak değil, aynı zamanda insani değerlerin üretilip öne çıkarıldığı bir hukuk devleti.

Ayrılıkların gayrılıkların gittikçe arttığı dünyamızda, hakim değerler manzumesi insani ve İslami kıymet hükümleriyle uyum içinde olan bir ülke Kanada. Ol sebeple derim ki, dünyada Daha Fazla Kanada’ya ihtiyaç var.