Thursday, August 6, 2015

Kumarhane vakası.

Algı'nın Olgu'nun önüne geçtiği post-postmodern bir zamandayız. 

Hani Atalarımızın, "şuyuu, vukuundan beterdir" dediği zamanlar.


Önde olanların, görünenlerin, temsil makamını ihraz edenlerin... kılı kırk yararcasına bir hassasiyet sergilemelerinin elzem-der-elzem olduğu bir dem. 


Hizmet'le irtibatlı olanların yakinen takip edildiği bir dönem bu. 

Hani, Fethullah Gülen'in "12 Eylül'de Sefiller'deki şaki gibi izlendim" dediği dönem.


Sadece Hizmet Hareketi ile kurumsal bağlantısı olanların değil, gönül bağı olanların bile cedd u emcedine kadar iğneden ipliğe hallaç edildiği bir dönem.


Dolayısıyla, kendisini Hizmet dairesinde görenlerin derin bir hassasiyet, teyakküzlü bir temkin ve daimi bir teenni halinde yaşamalarını da iktiza eden böyle dönemde bir yanlışın onlarca, hatta yüzlerce, binlerce doğruyu hela edebilme ihtimali sözkonusu.


İnsan demhaneye de gidebilir meyhaneye de. Bu kendisinin bileceği iş. 


Ama böyle bir dönemde, STV de çalışan herhangi birinin bu lüksü yok! Ne kadar da kendi parasıyla giderse gitsin, öküzün altında buzağı arayan karakter celladı bir kısım insanlar, mal bulmuş mağribi gibi bunu istismar e de cek lerdir!!!


Bizde fikirlerden, değerlerden ve sistemden daha ziyade şahıslar konuşulduğundan, kişisel zaaflardan beslenen bel altı vuruşlar, bir kimseyi veya kurumu itibarsızlaştırmak ve şeytanlaştırmak için çok sık başvurulan bir yöntemdir.


Kumarhane olayının savunulacak bir tarafı yoktur. Yanlıştır. Hizmet Hareketi için yıpratıcı olmuştur. İnsafsız eyyamcıya malzeme verilmiştir. Fırsatı fevtetmeyen bu eyyamcı, Hizmet'in kutsallarına, mesela himmete dil uzatmış, abilik makamını diline dolamıştır. 

Neticede, STV, bu vahim olayı ivedilikle ve suhuletle çözmüştür. 

Keşke, AKP de kendi içinden çıkan Bakan seviyesindeki insanlara isnad edilen daha vahim ithamlara kayıtsız kalmasaydı!


Heyhat. Bu vadide hiç de umut vaad etmiyorlar!