Saturday, August 1, 2015

Melih Arat’ın gözüyle Kanada


Zaman gazetesinin kıdemli yazarı Melih Arat, artık bir Kanadalı oldu diyebilirim. Geçen üç yıl boyunca, muhtelif zamanlarda Kanada’da yaşadı. Memleketin dört mevsimini yaşadı, meşhur kışlarını gördü, tecrübe etti. En son, 2014-15 eğitim yılında da eşi Meltem Arat’ın Wilfrid Laurier Üniversitesi’nde ziyaretçi öğretim üyesi vazifesinden dolayı Melih Bey, ailesiyle birlikte Waterloo’da yaşadı, sürekli Türkiye’ye gidip geldi. Oğlu Sanat, ortaokulu burada tamamladı. İngilizce'yi bir yıl içinde aksansız bir şekilde öğrendi.
Bu süre zarfında, Melih Bey ile sık sık bir araya geldik. Spor yaptık, film izledik, yürüyüşlere çıktık, civar yerleri, alışveriş mekânlarını, kahvehaneleri, sushi-house’ları… ziyaret ettik; eğitimden, siyasetten, kitaplardan, Bu Ülke'den,… insandan konuştuk. Kimi fikir ayrılıklarımız da oldu, gönül birliklerimiz de… Güldük eğlendik. Melih bey uyumlu ve 'y'mser bir insan, kendisinden istifade ettik, tatlı hatıralarımız oldu. Kendisini seneye tekrar bekliyorum.
Melih Bey, Kanada ile ilgili epey yazdı ama ben, gitmeden önce kendisinden Kanada hakkında düşüncelerini bir kez daha sordum. Kısa cevaplar istedim. İşte gözlem ve izlenimleri:
Dünyanın dört bir tarafında seyahat tecrübeleriniz var. Kanada, dünyanın diğer gelişmiş ülkeleriyle kıyaslandığında nasıl bir ülke?
– Kanada, ABD’nin ve Avrupa’nın bir kesişim kümesidir. Ama her iki bölgenin de olumlu özelliklerini almış görünüyor. Amerika’yı liberal bir ülke, Avrupa Birliği ülkelerini de sosyal devlet ilkesinin öne çıktığı ama daha konservatif ve bürokratik ülkeler grubu olarak tanımlayacak olursak Kanada’da hem özgür bir ortam hem de sosyal imkânlarla vatandaşların desteklendiği ve korunduğu bir ülke görüyoruz.
Amerika’da da yaşadınız. Kanada ve ABD’yi kültürel olarak kıyasladığımızda ne görüyoruz?
– Kültürel olarak kıyasladığımızda iki ülkenin farklı felsefeleri var. ABD “Melting Pot-Bir Potada Erime” kavramıyla göçmenlerin Amerika toplumu içinde erimesini ve bir Amerikalı olmasını bekliyor. Bir anlamda etnik kökenlerinizi unutup kendinizi Amerikalı olarak tanımlamalısınız. Kanada’da ise etnik kimliklerin korunması, bir zenginlik olarak görünüyor. Bir Hintli olarak, bir Çinli olarak ya da bir Türk olarak etnik özelliklerini koru ve bu şekilde Kanadalı ol. Bu özgürlük 180 milletten oluşan Kanada’daki göçmenlerin Kanada’yı daha fazla benimsemesine yol açıyor.
ABD’de evlerin önünde Amerikan bayraklarının asılı olduğunu görürsünüz; fakat Kanada’da insanlar bayram olmayan günlerde bile arabalarına Kanada flamaları takarlar. Bence bu Kanada flama ve bayrağı takılması, Kanada’daki göçmenlerin Kanada’yı benimseme düzeyini gösterir.
Ekonomik olarak kıyasladığınızda Kanada ile ABD arasında nasıl bir fark var?
– Kanada’nın nüfusu 35 milyon, ABD’nin nüfusu ise 320 milyona yaklaşıyor. Bu nüfus farkının avantaj ve dezavantajları var. 35 milyonluk bir ülkenin. 320 milyonluk bir ülkeye göre sosyal devlet ilkesini yerine getirmesi daha mümkün. Aynı şekilde üretilen zenginlik 35 milyon kişi arasında paylaşılıyor.
Buna mukabil, Kanada dünyanın ikinci büyük ülkesi ve ülkenin tüm ihtiyaçları bu 35 milyon kişinin vergileri ile finanse ediliyor. Dünyanın en geniş GSM şebekesi 35 milyon kişi tarafından fonlanıyor ve dolayısıyla cep telefonu iletişim maliyetleri ABD’den hayli pahalı.
Amerika tüm dünya göçmenlerinin bir numaralı hedef adresi. Kanada, yeni göçmenler için ABD’den sonra ikinci geliyor. Göçmenlik kurallarının görece daha hafif olması, yaratıcı insan kaynaklarının daha fazla Kanada’ya gelmesine fırsat veriyor.
Farklı kültürlerden gelen, yaratıcılığı enerjisi yüksek göçmenler, devlet destekli bir süreçten sonra hızla adapte olup ekonomiye katılıyorlar.
Kanada sevginiz, bu ülkeye ilginiz nereden geliyor?
– Lise yıllarında İstanbul Sultanahmet’te turistlere gönüllü rehberlik yaparken Kanadalı bir genç ile tanışmıştım. Bana bir Kanada rozeti hediye etmişti. Kanada’nın haritadaki yeri haricinde hiçbir şey bilmiyordum. Fakat bir ülkenin sembolünün akçaağaç yaprağı olması ve militer bir özellik taşımaması çok hoşuma gitmişti. O rozeti hafta sonları giydiğim blazer ceketimin yakasına takmıştım. Sanırım o rozet Kanada sevgimizin ilk tohumu oldu. Saygıdeğer Sezen ailesinin varlığı, dostluğu ve Kanada hakkındaki olumlu sohbetleri de Kanada sevgimizin artmasına yol açtı.
Kanada, Türkiye’den nasıl görünüyor?
– Kanada ile ilgili Türkiye’de genel olarak olumlu bir izlenim olduğunu söyleyebilirim. Tabi bu imajı hem bu ülkeye yolculuk yapan Türkler hem de burada yaşayıp Türkiye’ye ziyarete gelenler kuruyor. Benim karşılaştığım ve tanıdığım Türkler, Kanada’yı ayrımcılığın hissedilmediği, önyargıların olmadığı, medeni bir refah ülkesi olarak tanıtıyor. Dünya meselelerinde de genelde barışçı bir çizgi izleyen, başka ülkelerle çatışması olmayan Kanada’nın basındaki yansıması da daha olumlu. Kanada, İngiltere ve ABD’nin doğal partneri olsa da şahin bir çizgide değil.
Dünyada pek çok ülkeyi gezmiş biri olarak ideal dünya vatandaşını nasıl tanımlarsınız?
– İdeal dünya vatandaşı, gözleri, kulakları ve kalbi açık bir insandır. Öğrenebilen, dinleyebilen, önyargıları olmayan, kucaklamayı bilen bir insandır. Din, dil, milliyet ayrımlarına takılmayan, tarihsel çatışmaları bir kenara bırakarak, medyanın koşullandırmalarını aşarak gerçeği ve insanları anlamaya çalışan bir insandır.
Sadece insanlarla değil, dünya gezegeniyle de ilgilenen, onu korumaya çalışan bir insandır. Her insanın kendi ülkesini gösteren resmî bir kimliği vardır ve bir anlamda kendi ülkesinde çevre ve doğadan sorumludur. Ama dünya vatandaşı olan kişi, gezegenin tamamındaki doğayla ilgili farkındalığı olan, onu korumaya çalışan bir insandır.