Tuesday, September 2, 2014

Kanadalı değerler

KANADALI  DEĞERLER

 

Kanada sadece olağanüstü tabiatıyla değil, devlet ve toplum düzeni, istikrarlı ekonomisi, insan haklarına verdiği değer ve önem gibi evrensel değerleri içselleştirmiş bir ülke olarak da çok önemli.

Öncelikle, hakim değerler manzumesini anlayabilirsek, Kanada’nın toplumsal dokusunun kodlarını daha iyi okuyabiliriz.

Kanadalılık tanımlanırken aşağıdaki ayırdedici karakteristiklere  özellikle vurgulamak gerek:

·        İngiliz ve Fransız kültürel miraslarının baskın etkisi.

·        Amerika’dan farklı bir tarihi geleneğe sahip olması.

·        Demokratik düzen ve çokkültürlülük politikaları ile azınlıkların kendi kimliklerini sürdürmelerine izin veren  yasaları.

·        Anayasa’da israrla vurgulanan üç husus: “ Barış, Düzen ve İyi Hükumet”

·        Ülkenin azametli ve cesametli coğrafyası ile Kanadalılık  şahsiyeti arasındaki derin bağlar...

 

İşte Kanada…

Ülkenin değerler manzumesininin şekillenmesinde,  Hristiyani unsurların ağırlığı inkar edilemez. Hakim kültür, Avrupalı (İngiliz, Fransız), hakim din de Hristiyanlık ( baskınlıkla Katoliklik)tır. Resmi bir dini olmayan laik  Kanada’da,   Hristiyanlığın etkisini  her yerde görebiliriz.  Bazı şehirlerde neredeyse her sokakta bir kilise vardır.

 

Her yerde olduğu gibi Kanada’nın da milliyetcileri vardır. Buradaki milliyetçileri, muhafazakar olarak tanımlamak daha yerinde olur. Ülkenin bağımsızlığını, kültürel, toplumsal, dini ve manevi değerlerini savunan bir zümre... Ayrımcılık çok büyük bir suç sayıldığından, başka ülkelerde rastlanabilecek farklıyı ve azınlığı ötkilişetiren milliyetcilik Kanada’da yoktur.

Bir diğer Kanadalılık özelliği ise, ülke insanının iyi bir dinleyici olmasıdır. Kanadalı’ların konuşulanı dinlemekten, anlamaya çalışmaktan ayrı bir zevk alirlar. Dıştan gelen değerlendirme ve yorumlara çok önem verirler, saygı duyarlar. Bu dinleme alışkanlıkları, nezaketleriyle birlikte, biraz da kendileri hakkında  konuşmak istememelerinden kaynaklanıyor. Konuşmak yerine konuşturmayı tercih ediyorlar. Biraz özgüven, biraz tevazü ve biraz da ötekini, muhatabını tanımak isteği... Oysa biz millet olarak, kendimiz, ülkemiz hakkında gözlerimiz parlayarak  saatlerce konuşabiliriz. Hamaset, Kanadalıların sevmediği, daha doğrusu bilmediği bir şey.

Kanada değerlerinin şekillenmesindeki diğer önemli unsur, Amerika ile olan komşuluk ve yakın kültürel, ticari münasebetlerdir. Kanadalı’larda bariz bir Amerikan  kompeksi var. Kendilerini tanımlarken, her fırsatta sosyal, siyasi, ekonomik acilardan kendilerini Amerika ile karşılaştırıyorlar Sürekli bir Amerika ile didişme halindeler. Nüfusun genelinde Amerikalılara karşı bir antipati olduğu söylenebilir. Kanada’nın bir an evvel  Amerika kompleksini üzerinden atmasında  fayda var.

Şikayet etmek belirgin bir Kanadalılık tavrıdır. Bir dokunsan, bir ah işitirsin Kanadalı’dan. Bir oturuşta şikayet edebilecekleri onlarca konu bulabilirler. Vergilerden şikayet eder, trafikten dem vurur, görgüsüz ve menfeatçi göçmenlerin ülkeyi mahvettiğini düşünür, havadan sudan sızlanır, devleti şikayet eder.  

Kanada gibi genelde müspet bir imaja sahip ülke sayısı, ne yazık ki fazla değil! Devletin imaj yapıcıları, temelleri atarken, barışçıl, yardımsever, muhtaca el uzatan sosyal bir devlet  ortaya koymaya çalışmışlar; bunda da belli ölçüde başarı sağlanmış. Uluslararası sahnede tarihi misyonlar üstlenmiş çokkültürlü Kanada, kendisine vizyon olarak savaşların yanında yer alan değil,  barışı sağlamaya çalışan elçi, arabulucu bir ülke olmayı belirlemiş. Son yıllardaki Muhafazakar Hükumetin kimi politikaları bu imajı zedelese de, Kanada halkında belirgin bir şekilde mazlumun yanında saf tutma anlayışının hakim olduğu söylenebilir.


Kanada sadece buzların, okyanusların, dağların, geyiklerin kazların, harika manzaraların ülkesi olarak değil, aynı zamanda insani değerlerin üretilip öne çıkarıldığı bir hukuk devleti. Güçlünün değil, hukukun, hakkın ve haklının sözünün geçtiği bir diyar. Bu konuda çok sayıda güncel örnekler sıralamak mümkün. Bir sonraki yazımda, bu konuda çok vurucu bir örneği gündeme getirmeyi düşünüyorum.

Ayrılıkların gayrılıkların gittikçe arttığı, zorbalığın adaleti gölgelde bıraktığı dünyamızda Daha Fazla Kanada’ya ihtiyaç var.