Wednesday, September 3, 2014

TORONTO BELEDİYE BAŞKANI, EMNİYET AMİRİNDEN NİYE ÖZÜR DİLEDİ

Türkiye'den bazı dostlar, Kanada'nın en çok hangi özelliğini seviyorsun dediklerinde, hukuk devleti olması cevabını verince şaşırıyorlar. Öyle ya, tabiatı ve zengin ekonomisi dururken, Kanada'nın hukuk devleti olması kimin umurunda! Bizdeki asıl sorun da bu zaten! Demokrasi kimin umurunda?

Cebine biraz harçlık, sobana da biraz kömür verilince, ya da çoluk çocuğuna iş imkanları sağlanınca, mesela hariciyede şöyle hatırı sayılır bir pozisyon ayarlanınca, hukuk, demokrasi ve adalet gibi lüksler biraz bekleyebilir, acelesi yok!
Ah nerede o, "Ekmeksiz yaşarım ama hürriyetsiz yaşayamam" diyen Bediüzzaman ruhu!

Şimdi Türkiye ile mukayese yapılması açısından Kanada'da vuku bulan çok güncel bir örnek vermek istiyorum.

Toronto Büyük Şehir Belediyesi Başkanı Rob Ford ile Toronto Emniyet Müdürü Bill Blair arasında geçen ve ülke gündemine gelen bir olaydan söz edeceğim.

Rob Ford, muhafazakar bir siyasetçi. Konuşmalarında dini değerlere vurgu yapan, düzenli ziyaret ettiği bir Kilisesi olan renkli bir siyasetçi. Pervasız, lafını sakınmayan, kendinden emin bir Belediye Başkanı.
Kardeşi Doug Ford da Toronto'da bir beldenin belediye başkanı. Fordlar ailece zengin. Kanada'nın en büyük şehri olan Toronto'da etkin ve güçlüler. Ford kardeşler, genç yaşlarında siyasette önemli yerlere gelmişler.

Olayın aktörlerini, Rob Ford, Bill Blari ve Doug Ford,  verdikten sonra, vaka raporuna geçelim:

Renkli Başkanımız Rob Ford, iddialara göre kimi usulsuz ve yasa dışı işlere giriyor Belediye Başkanlığı zamanında. Uyuşturucu kullanması, çevresindekilere hakarete varan ve ayrıştırıcı bir dil ve üslub kullanması... Bu iddialar önce belli çevrelerde dillendiriliyor ve Belediye Başkanı çok sert bir dille bunları yalanlıyor. Söylenenlerin yalan olduğunu ve siyasi rakipleri tarafından uydurulduğunu ve bu iftiraları ortaya atanlarla en kısa zamanda mahkemede hesaplaşacağını söylüyor basın toplantısında.

Toronto Şehrinin Emniyet Müdürü Bill Blair ise, Belediye Başkanının bulaştığı suçların iddiadan ibaret olmadığını, bilakis her şeyin gerçek olduğunu açıkladı ve bu suçlarla ilgili olarak, yetkisini kullanıp bir soruşturma açılmasını istedi.

Bu duruma daha da öfkelenen Belediye Başkanı, siyasetteki gücü ve yetkisini de kullanarak Polis'i yıpratma kampanyasına girişti; fırsat bulduğu her platformda kendisinin haksızca suçlandığını söylemeye başladı.
Karşılıklı atışmalar devam ederken, işte tam bu sırada Belediye Başkanının işlediği suçların sesli ve görüntülü videoları düşmeye başladı internete.

Kanada halkı, ayan beyan olan bu görüntülere itibar ediyor. Tartışma bu görüntülerle netleşiyor!

Hiç bir devlet kurumu çıkıp da bu görüntüler montajdır, montaj olduğunu "hissediyorum" veya "hece hece montajlanmıştır" deme garabetini göstermiyor.

Burada ilginç olan bir ayrıntı da şu:
Kanadalılar, internette yayımlanan görüntülerde uyuşturucu kullanan Belediye Başkanının özel hayatıyla ilgilenmiyor. Onlara göre sorun, ayan beyan olan görüntülere rağmen, Belediye Başkanının bunları inkar etmesi. Halkta, yalan atan biri yönetici olamaz görüşü hakim.

Kamuoyunda hasıl olan yoğun baskılar sonucu, bütün direnişlerine rağmen ziyadesiyle "populer" olan Belediye Başkanı görevini bırakmak zorunda kalıyor, dahası psikolojik tedaviye ve rehabilitasyona gönderiliyor.

Belediye Başkanı, herşeyden önce kamuoyu vicdanında mahkum ediliyor, aleyhinde toplum nezdinde ciddi bir tepki hasıl oluyor. Bu vakanın birinci perdesi.

Olay burada bitmiyor!!!
Bir adım sonrası daha var:
Büyükşehir Belediye Başkanının, belde belediyesi başkanı olan kardeşi Doug Ford, Toronto'nun Emniyet Müdürünü sözkonusu görüntüleri basına sızdırdığı için suçluyor. Yani kardeşinin işlediği cürümleri reddetmiyor, ama bu görüntülerin internete sızdırılarak kardeşinin özel haklarının çiğnendiğini ve halk nezdinde küçük düşürüldüğünü ileri sürerek bunun da sorumlusunun Emniyet Amiri olduğunu iddia ediyor.

Kayıtların internete emniyet tarafından sızdırıldığıyla ilgili delil yok. Belli ki Doug, kardeşlik saikiyle Başkan abisini savunmaya çalışıyor bunun için de medya önünde polisi suçluyor.

Sen misin bunu yapan. Emniyet Amiri Blair, hemen Belde Belediye Başkanı Doug'u kendisine yönelttiği asılsız suçlamadan dolayı mahkemeye vereceğini belirtiyor. Görüntülerin Emniyet birimlerince internete sızdırıldığı iddialarını şiddetle reddediyor.

Belediye Başkanı ise iş ciddiye binince, 180 derece dönerek suçlamasından vaz geçiyor ve Emniyet Müdüründen özür diliyor. Ama müdür Blair, yarım ağızla yapılan bu özür dilemeyi yeterli bulmuyor ve daha güçlü ve yazılı bir özür talep ediyor Belediye Başkanından; yazılı özre ek olarak daha başka şartlar da ileri sürüyor.

Belediye Başkanı Doug Ford, ertes, gün okkalı bir özür diliyor polis şefinden. Bu özürle birlikte, evsizlere hizmet eden sosyal bir yardımlaşma vakfına para bağışı yapmak zorunda da bırakılıyor.

Yaptığı ikinci özür açıklmasında "şerefli bir devlet memuru, şahsiyetli bir amir" gibi ovgu dolu cümlelerle de Emniyet Amirini yere göğe sığdıramıyor. Bunu, Emniyet Müdürünü sevdiği için değil, hukukun zoruyla yapmak zorunda kalıyor Doug.

Belediye Başkanından özür ve para bağışları gelince de Polis şefi  Blair, Doug"u  mahkemeye vermekten vaz geçiyor ve Doug'un yaptığı özür açıklamasını kabul ettiğini ve sorunun kendisi açısından çözüldüğünü açıklıyor kamuoyuna.

Blair, basın açıklamasında aynen şöyle diyor: "Birisi böyle temelsiz ama suçlayıcı açıklama yaparsa, yalan söylerse bu sözlerinin arkasında durmalı, iddiasını ispatlamalı. Böylesine toplum vicdanını yaralayan yalanlar ve iftiralar asla hoşgörülemez"

Olay bu kadar.
Bir hukuk devletinde olması gerektiği gibi.

Yıllardır yazdığım yazılarda, konuşmalarımda Kanada"yı bir çok yönüyle eleştirmişimdir, eleştirmeye devam da ediyorum. Ama iş hak aramaya, adalete ve hukuka gelince, bu ülke hiç kimsenin babasının çiftliği değil. Ben de arkadaşlarıma bunun Kanada'nın en çok hoşuma giden özelliği olduğunu söyledğimde bazı dostlar hafiften dudak bükse de anlayan anlıyor.