Saturday, September 13, 2014

YETMİŞİKİ MİLLET TEK DEVLET

YETMİŞİKİ MİLLET TEK DEVLET

 

“Etnik sorunlarla milletlerin birbirine düştüğü karanlık bir dünyada, Kanada farklı kültürlerin barış, zenginlik ve ortak saygı içinde birlikte yaşayıp çalışabildiği ideal bir model olarak yükseliyor”

                                                                                                           Bill Clinton

 

Anadolu tarih boyu çeşitli medeniyetlere,  kültürlere, dinlere vatan oldu. Bu nadide vatan parçası tanımlarken köprü kelimesi tercih edilir çoğunlukla. Medeniyetlerin kesişim noktası, doğuyla batıyı birleştiren bir köprü imgesi canlanır çoğumuzun gözünde.

Geçenlerde, Kanadalı bir dostum, bu genel nitelemeye itiraz etmemekle birlikte, Anadolu için en iyi sıfatın, kaynak olabileceğinde ısrar etti. Defalarca Türkiye’ye gelip gitmiş dostumuz, dünden bugüne Anadolu’nun zengin birikim ve kültürel harmonisiyle, tüm dünya için keşfedilmeyi bekleyen bir zengin bir kaynak olduğunu vurguladı. Ona göre, Anadolu köprüden ziyade, bizzat medeniyetlere kaynaklık yapmış; ve hala yapabilecek bir keyfiyetteydi.

Eski dünyanın merkezi Anadolu’dan çok uzaklara, “akvam-ı beşerin kum gibi kaynadığı” bir yeni dünya ülkesine gidelim, Kanada’ya. O da Türkiye gibi   farklı din, kültür ve milliyetten milyonlarca insanı barındırıyor topraklarında.

Tarihçilerin Eski Kanada diye anlandırdığı, hemen hemen yirminci yüzyılın ilk yarısına kadar gelen bir dönem var. İngiliz ve Fransız ağırlıklı  bir  dönem. Artık bu "beyaz" Eski Kanada’nın yerinde yeller esiyor.  Şimdi, daha hızlı, renkli, zengin ve her geçen gün farklılaşan, dinamik  bir ülke duruyor karşımızda. Adetler, gelenek ve görenekler de hızla değişiyor. Her ülkeden, her renk, ırk, din, tarikat veya topluluktan insanın harman olduğu bir yer nüfusun yarısının Kanada’da doğmadığı Yeni bir Kanada.

Dünden bugüne Büyük Kanada Toplumununun mozayiğini teşkil eden milletlere genel olarak bir bakalım:

 Yerliler

Kanada’nın gerçek sahibi olan yerlileri, üç grupta incelemek mümkündür: Indian, İnuit ve Metis. Tüm yerlilerin sayısı, toplam nüfusun sadece yüzde ikisidir. Genellikle kabileler halinde özel yerleşim yerlerinde yaşayan ve geleneksel liderlerce yönetilen yerliler, Federal devletin özel yasaları ile koruma ve kontrol altındadırlar. Kanada Yerlilerinin, kısmen de olsa ayrıcalıklı bir konumları vardır. Sözgelimi  federal devlete kayıtlı yerliler,  vergi ödemezler.

Düzensiz yerleşim birimleri, başarısız okul sistemleri, yüksek işsizlik oranları, alkol ve uyuşturucu kullanımındaki fazlalık; yerlileri sorun haline getirmiş, onları her daim Kanada hükümetine karşı isyankar ve sorunlu bir pozisyona itmiş. Bununla birlikte, Federal devletin, yerlilerdeki verimliligi artırma, toplumda onları daha üretken hale getirme konusunda çalışmaları yabana atılamaz.

Bazı yerli grupları tamamen dış etkilere kapalı, kendi kültür ve dillerini yaşama ve yaşatmayı sürdürüken; özellikle Alberta ve Manitoba eyaletlerinde yaşayan Metis yerlileri, Fransız kültürüyle yoğrularak, özgün bir kültür meydana getirebilmişler, toplumla daha içli dışlı hale gelebilmişlerdir.

İnuit’ler, Kanada’nın buzullarda yaşayan yerlileridir. Eskimo adıyla bilinirler. Küçük gruplarlar halinde ve tecrit edimiş bir hayat yaşarlar. Avcılık ve balıkçılıkla geçinirler. Kanada Meclisinde daimi bir İnuit temsicisi, Kanada’nın bu bilinen en eski milletini temsil eder.

 Fransız ve İngilizler

Günümüz Kanada toplumunun baskın milletleri, Fransızlar ve İngilizlerdir. Bu iki millet, ülke nüfusunun yarısından fazlasını teşkil eder. Bu iki baskın etnik unsur, dil, din, kültür, gelenek ve siyasi olarak ülkenin kaderini tayin eder. Kanada’da, bu iki millet arasında, 1750’lere kadar çizilmiş sınırlar vardı. Sonraları, İngilizler, Fransızları, Quebeck eyaletine hapsederek  kontrolü ele geçirdiler. Bu iki etnik unsur arasındaki güç mücadelesi belli alanlarda halen sürmektedir.

Konfedarasyonla, birlik bütünlük sağlanırken, eyaletsel yönetimler daha fazla güçlendirildi. Fakat ülkenin büyük kısmı ve işdünyası yine İngiliz kontrolünde kaldı. Fransızlar ise daha çok çiftçilik ve ucuz işçiliklerle meşgul oldular. Bu durum, hemen hemen 1950’lere dek sürdü. Quebeck eyaleti, Fransız milliyetçiliğinin kalesi haline geldi. Quebeck Partisi, Kanada devletinden ayrılıp müstakil bir devlet gayesiyle kuruldu. Bırakın ayrılıp gitsinler, ayrı bir devlet kursunlar diyenlerden, ülkeninin birlik ve bütünlüğünden asla taviz verilmemesini savunanlara kadar,  Kanadalıların Quebec  konusunda farklı farklı görüşleri var. Bu konu, özellikle  seçimlerde,  en sıcak tartışma konularından biridir.

 Diğer göçmeler   

Gelen tüm  Avrupalı askerler, denizciler, seyyahlar kendilerine Kanada’da daha iyi bir yaşam aradılar. Özellikle yirminci yüzyılın başlarında artan göç dalgası, ülkenin demografisini derinden etkiledi. Ingiliz, Fransız ve Yerlilerden mürekkep nüfusa yeni renk, dil ve kültürler dahil oldu.

Zamanla, Kanada, göçmeliği  milli bir politika olarak benimsedi. Avrupa’dan gelen diğer göçmenler; Alman, İtalyan, Rus, İrlandalı ve Ukraynalılar olarak sayılabilir. Bu göçmenlerin bir kısmı, büyük şehirlere yerleşip, oralarda kendi gettolarını kurarlarken, bir kısmı da  kırsalda, kendi kültürlerini koruyarak daha otantik bir hayat sürdüler.

 Asyalı Göçmenler

Çin’den ilk göçmenler, altın madenlerinde çalışmak için geldi. Sonrasında ise, Kanada Pasifik Demiryolu yapımında kullanılmak üzere, binlerce ucuz Çinli işçi ithal edildi. Bu işçiler, tehlikeli işlere koşuldu. Dağlarda tünel kazdılar, nehirlerde köprü inşaatlarında amele olarak istihdam edildiler. Yine yüzlercesi bu inşaatlarda ölüp gitti. Günümüz Kanada’sındaki Çin nüfusu, daha çok ülkenin batı sahillerinde kümelenmiştir.

1960’lardan sonra kısmen iyileştirilen göçmenlik yasalarıyla, Asyadan toplu göçmen alımına devam edildi. Gelenler, çoğunlukla, Arap, Hindistanlı ve Çinliydi.

1971’de Kanada resmi olarak çokkültürlülük siyasetini benimsedi. Vatandaş olan hiç kimsenin kimseye üstünlüğü sözkonusu edilmeyecek, farklı kültürler, devlet tarafından desteklenecekti yeni politikaya göre. Çokkültürlülük Bakanlığı bile ihdas edildi.  Onca farklı etnik ve dini grup arasında ortak bir Kanadalılık paydası oluşturmayı hedefleyen bu milli politika; aynı zamanda etnik grupların din ve dil özgürlüklerine hayat hakkı tanıyor ve varlıklarını yaşatmak etkinlikleri için maddi imkanlar sağlıyordu.

 Afrikalı Göçmenler

Kanada’ya ilk Afrikalı, 1626’da  köle olarak getirilmiştir. Sonrasında, kölelik ülkenin her yerinde yaygınlaştı, bu yolla çok sayıda Afrikalı getirildi.

19.yy’ın ortalarında siyahiler arasında, Kanada, Amerika’dan kaçılıp sığınılacak bir özgürlükler beldesi haline geldi. Zenciler, kendi aralarında Kanada’yı cennet olarak adlandırmışlardı

Bugün de gerek Afrika’dan gerekse Atlantik Adaları’ndan Kanada’ya siyahi bir göç devam etmekte.

 

Dünyanın her milletinden derlenen Kanada toplumunun üyeleri, kendi kültürlerini özgürce yaşatıyorlar. Okullar, ibadethaneler, kültür ve toplum merkezleri açıp genç kuşaklarını eğitiyorlar, serbestçe öz kültürlerini koruyup sürdürebiliyorlar.  Kültürler arası bu etkileşimden, karışımdan çeşnili bir lezzet çıkıyor ortaya. Kanada, ne köprü, ne de bir kaynak. Farklı tat, renk ve kokuları taşıyan gıdaların bir arada kaynadığı tencereyi andırıyor.

Bazılarına göre bir ütopya olan çokkültürlüğün, gündelik hayatta güzel uygulamaları var. Medyadaki olumsuz örneklere, bir kısım zihinlerdeki önyargılara rağmen işlerin çok daha iyi gittiğine inanıyorum. Saygı, sorumluluk, nezaket gibi en temel insani değerleri gündelik hayatta her yerde görebiliyoruz.  Kimsenin kimseye söz dinletme, diş geçirme gibi bir derdi yok.


Ülke, her yıl ikiyüzellibinden fazla resmi göçmen alıyor. Bu insanların her biri farklı kültürden, dinden, gelenekten... Buraya kendi inançlarından taviz vermeye, fedakarlık etmeye değil, inançlarıyla yaşayabilmek için geliyorlar. Her millet, kendine mozayik içinde en güzel yeri bulabilmek icin gayret ediyor. Göçmenler Kanada’nın milli kimliğine darbe vurmuyor, bilakis bu kimliği pekiştiriyorlar.

Kanada, sadece tabii kaynakları bakımından değil,  insan kaynakları bakımından da zengin bir ülke. Devlet, renk, dil, din  ve ırk ayrımı yapmaksızın, tüm vatandaşlarının mutlak eşitliğini temin ediyor.  Yeni Kanadalılara düşen de, kendi etnik gruplarına karşı sorumlulukları olduğu gibi, Kanada toplumuna karşı da vazife ve sorumlulukları olduğunu unutmamak.

Fransız ve İngilizlerden müteşekkil Eski Kanada tedavülden kalktı.  Bazıları  Hey Gidi Günler ( Heydays) nostaljisi yaşıyor olabilir, ama dünya ile birlikte Kanada’nın dinamikleri de değişiyor. Kanada bağrına bastığı yeni sakin ve sahipleriyle daha iyi bir geleceğe gidiyor.