Tuesday, September 23, 2014

Ah şu hazırcılık, eyyamcılık

İster köylü kurnazlığı deyin ister şark kurnazlığı...
Etrafınıza baktığınızda mutlaka bir tane göreceksiniz.
Yılışık gülümsemesi ve bön çehresiyle ben buradayım diyecek.

Sizin erdeminizden, bilginizden, görgünüzden kendi usülünce, sinsice faydalanan, hatta bu konuda profesyonel bir meleke de kesbetmiş emek tufeylileri...
Hiç bir konuda adamakıllı malumatları olmamasına rağmen, her konuda rahatlıkla ahkam kesen bilgiçler.

Siz bir hassasiyetle ifade-yi meramda bulunmaya çalışırken... hem hassasiyetinizin hem de düşünce ve duygularınızın üstüne beton döken, münasebetsizce araya girişlerle konuyu sulandıran, sizin anlatmaya çalıştığınızı, daha ifade etmenize imkan bile vermeden, ve dedikleriniz üzerinden eyyamcılık yapan, sürekli birilerine hoş görünme sevdasına kapılmış çapsızlar da diyebilirsiniz bunlara.

Halleri, hakikaten de ne acınasıdır!

Yeri geldiğinde çok dertli yeri geldiğinde çakır keyftirler. Ortam ve şartlar ne gerektirirse, profesyonel aktörlere taş çıkartırcasına icra ederler rollerini. Gerektiğinde ağır takılarak molla rolünde, gerektiğinde alem-i İslamın dertlerini omuzlarında taşıyan bir çille-keş pozlarındadırlar...ama damarına basıldığında çirkefleşen, maruz kaldığını vehmettiği bir haksızlık karşısında çirkinleştikçe çirkinleşen...

Geniş zamanında çakır keyifliklerine hadd u payan yoktur! Sanırsın, aleme yeme-içme ve güzelleşmeye gelmişler. Doğrusu bu genişliklerine hayran olmamak...ama aynı zamanda da bu yüzsüzlüklerinden ve gamsızlıklarından da iğrenmemek elde değildir!

Zihin dünyalarında hiç bir paradoksa yer yoktur, kafaları mis gibidir bunların. Müthiş bir zihin konforu içinde imrar-ı hayat eylerler. Sadece, hangi geçici kalıba girilmesi gerekiyorsa, neyi taklit etmeleri iktiza ediyorsa onun ustasıdırlar.

Başarıyı sahiplenmek, en küçük bozgunda da "meğer kandırılmışız" mazeretiyle işin içinden sıyrılıvermek tarz-ı telakkileridir.

Kendilerine menfeatten, kendine müslümanlıktan ve bencilikten başka bir değerler dünyası kuramadıklarından, hiç bir zaman kendileri de olamazlar. Etrafa yılışık tebessümler yağdırarak prim devşirme sevdasındaki bu karekteri mefluç kimseler, yaşadıkları rezilane bu hayattan da ziyadesiyle memnundurlar.

Sizin bin bir emekle büyütmeye çalıştığınız çicekleri hoyratça yolup vazoya koyma derdindedirler mesela.

On dakika konuşursunuz, tek kelimesini anlamadan, içinden cımbızla bir kelimesini çekip alarak size karşı kullanmakta uzmanlaşmıştırlar. Sizden öğrendiğini yine size satıp sizin üzerinizden nemalanmakta pek mahirdirler.

Çıldırtan cehaletlerine boy ölçüşen bir cehaletin girdabı içindedirler. Cahilane bir cesaret de vana illet Sakarya edebiyatında kullandıkları azıktır.

Etrafa yağdırdıkları yılışık gülücüklerinin bütün çapsızlıklarını kapatabileceğini ve aleme şirin görünecekleri zehabındadırlar.

Yorulmak, emek vermek, işin çilesini çekmek... kitaplarında yoktur, hazırcıdırlar.

Sadece ben değil, memleket de bunlardan illallah etti. Bu prototipi tasvirde mübalağa ettiğim sanılmasın, kalemin kifayetsiz kaldı, burda durdum.

Duam, memleketimizi bu tufeyli ve hazırcı ruhtan tez zamanda kurtarmasıdır Rabbimin. Önümüzü ancak o zaman görürüz.