Monday, June 23, 2014

HAYAT ENERJİSİ: AB-I HAYAT

Her gün, sabahtan akşama, oralara buralara yetişmeye, bir şeyler yetiştirmeye çalışıyor, dead-line'ların öldürücü telaşında hep bir sonraki irili ufaklı projelerin kahredici esaretinde yaşıyoruz; bir şeylerin peşisıra geçirdiğimiz, geçirmek zorunda olduğumuz değerli vakitlerimiz.. günümüzün, günlerimizin sonunda evimize, kendimize, sevdiklerimize tükenmiş, tüketilmiş olarak dönüyoruz. Sorma, pek de bir meşgulüz. Ama ne ve kim için! 

Ne doyurucu bir dinlenmeye ne de ruh u can kulağıyla kendimizi dinlemeye takat ve mecalimiz kalıyor. Ertesi sabah tekrar yataktan bitap olarak, tükenmişlik sendromuyla kalkıp koşuşturmacaya kaldığımız yerden devam ediyoruz, anlam kaybına uğramış hayatlarımızda...Her zaman yoğunuz her zaman yorgun. 

Daha fazla enerjiye ihtiyacımız mı var, daha manidar, daha faydalı, daha üretken, daha tatminkar ve daha insanca bir hayat sürebilmek için? Elcevap: Hayır. Elimizdekini, sahip olduğumuz enerjimizi yerli yerince kullanmamız yeter de artar bile. Derunumuzdaki maddi ve manevi  gücü-kuvveti "olumsuz"  ve tahripkar yerlere hasredeceğimize, küçük de olsa, "müspet" işlere sarfetmemiz; günlük hayatın getirdiği bir kısım olumsuzluklarla başa çıkmak zorunda kaldığımızda bile, yine sükunetli ve olumlu bir yaklaşım ve çözüm metodu üretmeye sarfetmemiz...sonuçta pişman olmayacağımız neticeler hasıl edilmesini sağlayacaktır. 

Azizim, sonuçta, senin olan bir şeyi nereye harcayacağına elbette kendin karar vereceksin! Ama güzel bir haberim var: enerjimizin kontrolünün yine bizde olduğu. Nasıl kontrol edeceğin ve bu enerjiyi  sarf etme yetkisi sende.  

Unutma ki yeni doğan her gün sana bahşedilen enerjini yerinde kullanabileceğin yeni imkanları da beraberinde getiriyor. Yaşadığın olaylar zincirinde ortaya çıkan her vaka, her değişim, enerjini yerli yerinde kullanabileceğin firsatlar sunuyor sana her daim. Bizim Yunus der ya hani: Her dem doğarız bizden kim usansın!

Sık sık kendini yorgun argın, bezgin ve bedbin mi hissediyorsun; enerjini, zamanını nerelere hasrettiğine ve sarfettiğine bak! Sakın kendi enerjinin anaforunda boğuluyor olmayasın! Yaptıklarının değil de yapmadıklarının yorgunu olmayasın..enerjini doğru yere sarfedememenin bezgini...Enerjini daha manidar ve müspet maksadlar için yoğunlaştırmayı hedefle, gel sen de salih daireye dahil ol. Kendi salahatli dairene...

Hayat kendi "ab-ı hayat"ımızı arama bulma meşgalesinden başka nedir ki! Gayretle, kazmayı doğru yere, benliğimizin bakir topraklarına vurursak, er geç ruhen de bedenen de yıkanırız gönül dağımızdan nebean edecek o bengisuyla; kana kana içeriz o şeker şerbetten, ölümsüzlük iksirinden, bir kere daha yeniden doğarız.

Her anımızdaki güzelliği görmemizi ve yaşamamızı, her demin kendine mahsus manasını ve görkemini bize bahşedecek bir rezerv bir enerjimiz var içimizde,  bünyemizin her guddesine sinmiş ve ortaya çıkmak, sarfedilmek için yana yakıla bekleyen... yerinde sarfedilmediğinde  sahibinin başına bela kesilen... 

Maddi manevi gücümüzü kuvvetimizi  ab-ı hayatımızı keşfe ve hayırlı istikamette sarfediyoruz artık. Ki... hayatımızdaki en "derin tatmin"i de bu şekilde bulacağımıza inanıyoruz. Enerjimizi boşa harcamamaya, sadece maddiyata  sarf etmemeye, olumsuzuklar peşinde israf etmemeye... 

Hayatımızdaki enerji maddi ve maneviyatımızın anlamlı bir gaye, hatta bir gaye-i hayal müvacehesinde tasarruf edildiğinde değerlendirilmis olacak. Rabbim bizi, kendi enerjisinin suistimaline ve ihanetine masadak olmuş bedbahtlardan eyleme. Hayatta kontrol edebildiğimiz şeylerle birlikte kontolümüz dışında şeyler de var. Yekpare hayatı nasıl idare ettiğimiz, hayat enerjimizi nasıl idare ettiğimize, değerledirebildiğimize bağlı.