Thursday, June 5, 2014

KIRIK TESTİ’DEN ALTINI ÇİZDİĞİM YERLER

KIRIK TESTİ’DEN ALTINI ÇİZDİĞİM YERLER

Kırık Testi 1, Fethullah Gülen’in Amerika’da sohbetler serisinin kitap haline  gelmiş ilk verimi. İlk baskısı Ekim 2004’te yapılmış.
Kitap, bizzat Gülen’in kaleminden çıkmış bir çalışma değil. Amerika’da  az sayıdaki insanla yaptığı sohbetlerin yazıya geçirilmiş bir hali Kırık Testi. Bu sohbetler, herkul.org sitesinde haftalık olarak  yayımlanıyor.  Yayımlamadan önce sanırım Gülen’in tashihinden de geçiyor.
Sohbet yazısı bir edebi türdür. Sıcaklığı, içtenliği olan bir yazı  türü; duyguların düşüncelerle kenetlendiği, hayallerle kanatlandığı, gönül bağlarından fikir hevenklerinin derlendiği, samimi bir  türdür... Kırık Testi suyunun da böyle bir tadı var.
Gülen’in entellektüel tarihini yazacak olanlar için anahtar kavramlardan biri de kırık’tır (şikeste- broken). Gülen, şiirlerini de Kırık Mızrap adını verdiği kitapta toplamıştı. Bu anahtar kelimenin Gülen’in ruh ve zihin dünyasındaki tam karşılığını görebilmek için, eserlerine iyi  bakmak gerekecek. Milletçe yaşanan tarihi inkisarları, genel itibariyle Tanzimatla, daha özel olarak da Karlofça ile başlatan Gülen’e göre, ardı ardına uğranılan mağlubiyetler milletin ruh hafızasında ve toplumsal bilincinde tamiri adeta kabil olmayan yaralar açmıştır.
Sanattan feslsefeye, edebiyata, tarihe, iktisada, teknolojiye uzanan çeşitli konularda i’mal-i  fikir eden Gülen, cemaatin haricinde de, daha geniş kitlelere seslendiği Kırık  Testi, adeta bir kırkambar zenginliğinde. Kitapta, mütevazı bir tavırla terennüm edilen, akıcı üslupla sunulan muhtelef çekirdek düşünce açılmayı, işlenmeyi bekliyor. Gülen’in fikir çilesiyle yoğurduğu, bilge mütefekkiresinin  haddesinden geçen bu düşüncelerin tefekkür dünyamıza yaptığı katkılar, sunduğu açılımlar, sanırım zamanla daha iyi anlaşılacak.
Bu arada, yayınevine küçük bir not iletmek isterim. Sohbetleri yazıya geçirmek, kitaplaştırmak zordur, ince emek, profesyonel bir titizlik ister. Kitabı yayına hazırlayan Nil Yayınları, kitabın muhtelif yerlerindeki  kimi noktalama hatalarını, imla yanlışlarını ve anlatım bozukluğu olan ifadeleri, sonraki baskılarında tashih etmeli.
Benim kitaptan altını çizdiğim bazı satırlar şunlar:
“Bir insanın yalnızken derince ibadet edip başkalarının yanında sığ yapması riya; kendi kendine yaptığında verip veriştirip başkalarının yanında özenip bezemesi ise şirk kabul edilmiştir.”
“Kırk sene kemeber-beste-i ubudiyet  içinde o kapıda durursun ve namaz ancak o zaman inkişaf eder.”
“İbadet etmek bir lütuf; ibadete karşı içte hissedilen arzu ve alaka da o lütfun üzerine ayrı bir lütuftur.”
“En güzel dua Fatiha’dır. Samimi bir kalble, hangi hastalığa okunursa okunsun biiznillah şifa vesilesi olur.”
“İşleri Allah’a verince, Cenab-I Hak ruhta bir inkişaf yaratır.”
“Ene’nin burnunu kırdığın zaman hüve görünür.”
“İnsan kıymetli şeyler yapmalı, her gün bir kere daha cenneti kazanmalı, her gün bir kere daha Rabb’ini tanımalı, her gün bir kere daha değişik buudda mehafet ve mehabet atmosferi içinde bulunmalı ki yaşamaya değsin.”
“Dünyaya bir hizmet diyarı olduğu nazarıyla bakıyor ve hayatta kaldığım müddetçe de bu bakışın gereğini yapmaya çalışıyorum”
“Osman Gazi Hazretlerini, Hz. Halid’le yanyana getirseniz ( sahabenin mutlak fazileti mahfuz) seçmekte zorlanırsınız.”
“İnanan bir gönül,sürekli “ Rabb’imi anlatamayacağım bir dünyada yaşamaktansa ölürüm daha iyi düşünce ve hissini taşır.”
“Bir insanın millet, ülke ve ülküsü adına bir şey yapması için herhangi bir payeye sahip olmasına da gerek yoktur.”
“Kimbilir o mübarek müesseselerde de ne yiğitler, ne dertli sineler ve nice İ’la-yı kelimetullah aşıkları vardır.”
“Kendi hakkı olmayan bir yerde, bir başkasının seccadesinde izinsiz namaz kılmak bile kalp binasının bir tuğlasını düşürebilir”
“Sürüm sürüm sürünmenin ilk alameti de matlaşma, renk atma ve heyecan kaybetmedir.”
“Bizim eksik ve gediğimiz, başımıza gelen her şeyde bir vech-i rahmet göremeyişimiz; ülfet ve ünsiyet hastalıklarına karşı irademizin hakkını veremeyişimiz;aşk u şevkle kulluk vazifemizi gereğince yapamayışımız; başkalarının zulmünü Adil-I Mutlak’a havale edip, kendi muhasebimizle meşgul olamayışımız; kendi işimize bakamayaşımızdır.”
“Canlı insan, bir kaç kuru ekmek parcasıyla doymasını, bir kayanın üzerine başını koyup yatmasını bilen ve çok şükür Allah’a doyduk; yatacak bir yer de bulduk diyen insandır.”
“Gönüllerde üzüntü girdapları meydana getiren bütün hadiselerin milleti ihya etme istikametinde bizde metafizik gerilim hasıl etmesi gerektiğine inanıyorum.”
“Bu milletin dirilmesi,sadece bir milletin değil, aynı zamanda İslam dünyasının dirilmesi ve sonra bütün dünyanın dengelenmesi olacaktır.”
“Cenab-ıHakk’ın rızasını aradığımız bu yolda, maddi menfeatler bir yana,manevi füyuzat hislerini bile hesaba katmadan bir nefer olarak hizmet etmek hepimizin hedefi olmalıdır.”
“Bir imtihandan geçmeden gönüllerde hakiki vahdetin olup olmadığı bilinmiyor. O zamanlar sadece sohbet dinleme, incelme ve sonra gözyaslarıyla birbirine sarılıp sevinci kederi paylaşma vardı. İnsanlar, durumları itibarıyla kendilerini küçük kabul ediyorlardı. O günlerde birlik ve kardeşlik biraz daha kolaydı.”
“Çok zeki ve akıllı, bilge insanlar bulunabilir; çalışkan insanlar bulunabilir; ama en önemlisi meşverete açık insanın bulunmasıdır.”
“İnsan yemek yemediğinde rahatsızlandığı gibi ibadet etmediğinde de huzursuzluk duyacak kadar bunları tabiat haline getirmezse, daha sonraki ülfet döneminde ayakta duramaz, devrilir.”
“Ayat-ı tekviniye ve teşriiyeyi her gün bir kere daha, değisik bir yönüyle gözden geçirerek imanımızı yenileme mecburiyetindeyiz.”
“Hele siz gecenize bir gündüz boyası çalın, o da sizin gecenizi gündüz yapsın.”
“Zaaflarımızın farkına varma ve kusurlarımızı itiraf etme, onları iradeyle zapt u rapt altına alma ve zaaflarımıza,kusurlarımıza rağmen iffetle yaşama bizi evc-i kemalata yükseltir.”
“Bir insan, devamlı kendini anlatma, kendini beğendirme lüzumu duyuyorsa, o Allah’ın hasis bir kulu demektir.”
“İnsan namaz, oruç, hac ve zekat gibi ibadetlerle yükselebilir; fakat onu çileden çıkaracak bir şey karşısında gayzını tutabilmesi, bir şehvet karşısında bedenindeki o güce karşı koyabilmesi, onun ibadetlerle elde ettiği yüksekliklerden daha da yukarılara çıkmasına vesile olabilir.”
“Dişini sıkmasını becerebilirsen, sendeki negatiflikleri pozitif güce çevirebilirsen, elde edeceğin güçle, füze hızından daha aşkın bir hızla evc-i kemale vasıl olabilirsin.”
“Bizler perişan Keloglan’in padişahın kızına talip olması gibi cennete talibiz. Perişan halimize bakınca, benim gülesim geliyor. Zira, biz çok küçüğüz, talip olduğumuz şey ise pek değerli.”
“Günah dediğimiz şeyin sürekli kendini hissettirmesi müminin kalbinin cilasındandır.”
“Müttakiler dairesi saydığımız hizmet insanlarının her zaman içtikleri kevser, kokladikları kafur olması lazım gelirken,onlar da bazen çok çirkin düşünceler içine girebiliyorlar ve kevser içeceklerine zakkum yiyorlar hiç farkına varmadan.”
“Kendisinde bir şey vehmeden kaybetmiştir.”
“Hak dostları Cenab-I Hakk’ın sırlarını ifşa etmez.”
“Ayakların hep yere bassın ki, düştüğün zaman canın yanmasın, bir tarafın kırılmasın.”
“İnsan altmış yetmış yaşında olsa ve o zamana kadar imrenilecek bir hayat ortaya koymuş bulunsa bile, yine de yanlışlıklara düşebilir, hata yapabilir.”
“Kabzı da bastı da Allah’tan gelen bir imtihan gibi bilmeli ve yöneldiği o kapının tokmağını çalmaya ve o eşikte beklemeye, iç daralmalara ve kalbi tıkanıklıklara maruz kaldığı dönemlerde de devam etmelidir.”
“Gözünü kapıdan ayırmadan beklemek lazım.”
“Kul başarılarında dahi tevbe etmeli, başarılı olduğunda da günah işlemiş gibi Allah’a yönelmeli; yönelmeli ki bu başarıları kendisinden bilmesin ve Cenab-ı Hak onları hezimete çevirmesin.”
“Benciller der ki: Ateş düştüğü yeri yakar. Ateş nereye düşerse düşsün beni de yakar sözüne gelince, bu kamil ruhların vicdanlarının sesidir.”
“Firdevsi gibi uzun ve yaldızlı bir destan keseceğimize Yunus gibi gönülden bir iki mısra ile seslenmeniz, içinizin sesini ifade edebilmeniz, benim nazarımda daha kıymetlidir.”
“Rabbimizin her şeyi bizim hesabımıza planladığını; hep bizi kurtarmaya matuf, bizi hep bir yere celbetmeye, cezbetmeye matuf olarak yarattığını görmek lazım.”
“Allah potansiyel insan yaratmıştır ve hakiki insan olmayı kulun iradesine, cehdine, gayretine ve azmine bağlamıştır.”
“İnsanın kendisini Rabb’inden uzaklaştıran ya da yakınlaştıran şeyleri çok iyi bilmesi lazım.”
“Kuran’ı  ayda bir hatmeyene seleflerimiz Kuran’ı  terkeden adam nazarıyla bakmışlardır.”
“Bir insan samimane, safiyane gönlünü Cenab-ı Hakk’a verir ve Kuran’a bir çırak olarak teslim olursa, bütün tenkit mülahazalarından uzak kalır ve ona teveccüh ederse, aklına hayaline hiç gelmedik şekilde ufuklar açılır önünde.”