Monday, June 2, 2014

NEZAKET YA HU!



Nezaket de nadir meta haline geldi ya, bu müselman memlekette, derdimize yanalım.

Dinine bakmadan Dalai Lama'nın "Benim dinim, nezakettir" sözü kulağına küpe olsun! Bir de şunu bilesin ki, hayattaki en mühim şeylerden birincisi nezaket ise ikincisi ve üçüncüsü de nezakettir...

İnsana iyi mukabelede bulunmak ve hoşça muamele etmek, onu sana, senin istediğini, arzu ettiğini yapmaya yöneltir; daha iyiye, güzele ve daha doğruya, hayr'a teşvik eder onu. Neticede o da sen de kar edersin nezaketten, zerafetten, semahatten.."Vermeden almak Allah'a mahsustur" kelam-ı kibarını da derhatır et burda. İyilik ver iyilik al. "Gül alırlar gül satarlar..." 
Her zaman gül alamasan da muhatabından,, insanlık pazarında senin metaan gül olsun, gül sat, gül desenleri doku gönül tezgahında her daim.

Sonra...
Canım bilmez misin, birine iyilik yapmak, ona nezaketle hüsn-i muamelede bulunmak,kamil insanın şiarıdır ve dahi kötülük yapmaktan, kaba saba ve zalimane davranmaktan daha kolay ve sühuletlidir. Senin mayan, iyilikle, hüsünle yoğrulmuştur be ya hu. Bırak şimdi alemin nasıl kötülükler peşinde koştuğunu, ne menem zalimlikler, adaletsizlikler...planladığını, ne kahreden vefasızlıklara ve kadirbilmezliklere düçar olduğunu...
Sen gel ve şunu söyle ŞİMDİ, elinden iyilik yapmak geliyor mu gelmiyor mu! Hayır peşinde koşmak, salih bir dairede iş görmek daha kolay mı değil mi! 
Senin üstadın iyilik mi kötülük mü, hayır mı şer mi, nezaket mi hoyratlık mı! Herkes heybesinde ne varsa, ondan verir mi, vermez mi!