Thursday, June 5, 2014

KISAS-I ENBİYA...İNANCINI BİLE...

İNANCINI BİLE

                                                         “İnanıyorsanız üstünsünüz…” 



Kıssas-i Enbiya satın aldığım ilk kitaptı. Kendi hesabıma göre sekiz yaşlarında olmalıyım, ikinci sınıfa gidiyorum. Köyümüze haftada bir seyyar kitapçı gelirdi. Bir trafik kazasında, iki bacağını birden yitirmiş, kırklı yaşlarında, kızıl sakallı, sevimli ve mübarek bir zat. Jawa motorsikletinin yanına eklediği çıkıntıya özenle yerleştirdiği kitaplarıyla beraber aynı zamanda misk u amber, tespih, takke ve vaaz kasetleri de satardı. Timurtaş Hoca’nın yürekler parçalayan o muhrik sesini ilk kez bu kasetlerden duymuştum mesela…Annemin bu kitapçıdan Yusuf Tavaslı Hoca’nın 54 Farz, 32 Farz ve Dualar kitabını, sonra yine Kesik Baş hikayelerini aldığını hatırlarım. Bu hikayeleri, elektriklerin sıklıkla kesildiği o mesut günlerde, lüküsün cılız ışığında bizlere okurdu da okurdu. Kesik Baş ve Güvercin hikayesini kimi zaman ağlayarak okuduğunu hatırlıyorum.
Yavaş yavaş okumayı sökünce, kendime, sadece kendime ait bir kitap, hatta kitaplar olması  arzusu belirdi içimde. Okula başladığımın ilk yıllarında…Evvel ahir okumada iyiydim, hatta Bigalı Ahmet hocanın yaptığı sesli hızlı okuma yarışmasında dereceye bile girmiştim. Okula yeni alınan, ismini şimdi bir türlü çıkaramadığım 10 ciltlik resimli ansiklopediyi öğretmenden özel izin alıp okulda okurduk, derslerden sonra.

Sarı gazozlarımdan feragat edip de biraz para biriktirince, Cumaları köyümüze gelen mübarek kitapçımızın yanında almıştım soluğu. Köy çocuklarını başıma toplayıp, onlara sesli okuyacağım hatta zaman zaman sesimi dramatize de ederek bazı eklemeler yapabileceğim kitaplarım olsun istemiştim. Elimde buruştura buruştura tuttuğum kağıt parayı içim de acıyarak verip Peygamberler tarihi fasiküllerini nasıl aldığımı, sahiplendiğimi bugün gibi hatırlarım.
Çocuklar için yazılmış, yirmidokuz adet yeşil kitapçıklar, peygamberlerin çile ve mücadele ile geçen hayatlarını anlatıyordu. Şimdi yazarını hatırlayamıyorum ama güzel bir dili ve anlatımı olmalı ki, gerçekten de sevmiştim o kitapları…Sanırım hala köydeki evimin kütüphanesinde duran bu kitapları kaç kez okuduğumu hatırlamıyorum bile. Hem kendime hem de birlikte koyun güttüğümüz arkadaşlarıma… Kitapta tek tük resimler de vardı, mesela Hz. Salihin devesi gibi. Bütün bu kitapların ana fikri, Allah’ın sevgili kullarının başlarına gelen bela ve musibetlere iman gücüyle nasıl dayandkları ve mukabelede bulunduklarıydı. Hiç isyan etmemişler, ümitleri ve imanları hiç sarsılmamış, daima sabır ve tevekkül içinde olmuşlardı.
Bu peygamberler serisinden okuduğum hikayeler, çocukluk muhayyilemde, bilinçaltımda o kadar kati yer tutmuş ki, ilerleyen yıllarda da o kitaplardan okuduğum pasajlar hep hatrıma gelmiştir. Peygamberler, hayatlarının her safhasında karşılaştıkları imtihanlara sabırla, tevekkül ve teslimiyetle mukabelede bulunmuşlardı. Göğüslerine gelip çarpan her bir şehabı, kamil imanlarıyla söndürüvermişler. Çevresindekiler için tam bir nümune-i imtisal. Olumsuzluklara  takılıp kalmadan yollarında sabit kadem olmuşlar..
Henüz küçük bir köy çocuğuyken bunlara benzer pek çok hikaye, merhum Kaba Sakal’ın kahvehanesinde (ki bu kahvehane safi bir romandır) anlatıldıkça, aşk ve şevkle gerilir, kahramanlık duygularıyla dolup taşardım. Mesela, Hz. Muhammed’in hayatı bütün bir imtihandı.
Mekke’de kendisine her türlü zulmü reva gören işkencecilere bile dua ediyor:
“ Bilmiyorlar, bilseler yapmazlardı.” sözleriyle onları  affediyordu Hz. Peygamber. İnancı tamdı. Taif yollarında kendisini taşlayanlar için: “Allahım sen onları affet, içlerden çıkacak biri hatırına” diyerek dua ve hayırla mukabelede bulunuyordu.
Yolundan döndürmek için sunulan cazibedar tekliflere ise:
“Bir elime güneşi, bir elime de ayı verseniz; beni yine yolumdan döndüremezsiniz.” sözleriyle karşı duruyordu. Bu sözler beynimde şimşek gibi çakıyordu.

İşte bugün daha iyi anlıyorum ki, inançlı birinin neler yapabileceğini anlatan Kısas- ı Enbiya’ya tekrar tekrar dönmek gerek, adeta bir tatlı su kaynağına döner gibi. Hem Efendimiz'in hayat-ı seniyyelerinden hem de bütün peyam-beran-ı izamın ibretli hayatlarından alınacak çok dersler var. Okuyunca, günümüzle öylesine şaşırtıcı benzerlikler görüyorsunuz ki…