Sunday, July 13, 2014

BAZI YAZARLAR

Yazarlık ayağa düştü demeyeceğim.
Herkes serbestçe düşüncesini ifade ediyor, tefekkür bazarında düşüncelerini der-meyan ediyor.
Velakin...
Daha önce burda da yazdığım gibi, bazı ehl-i kalem ne yazık ki, sadece düşünce beyan etmekle kalmıyor, her gün her gün goygoyculuk ve yağcılık  yapmaya devam ediyor. Adeta bunu meslek ittihaz etmişler kendilerine. Bu yüzden ben artık onlara eskisi gibi bakamıyorum; içimden onları değil okumak, yazdıklarını görmek bile gelmiyor.

Koca koca isimler bunlar... yıllardır kendilerine gıyaben hürmet beslediğim, eserlerinden istifade ettiğimi de düşündüğüm insanlarin  daha fazla zillete düçar olmalarına şahitlik etmek istemiyorum belki de.

Yeni yetme bir kısım uslubsuz ve şirazesizlere ise zaten hiç bir lafım yok! Onlar hepten gece gündüz karekter intiharları planlıyor, haysiyet cellatlıkları tasarlıyor ve türlü türlü linç peşindeler...Bugün varlar, yarın yok olacaklar! Benim sitemim yaşını da başını da almış zevata...Hakperest olmalarını, adil olmalarını beklediklerime...

Ciddi bir üslub sorunu, söylem geliştirme sorunu yaşandığı ortada. 
Her gün aynı terane, aynı basma kalıplık...
Tamam kabul, her gün aynı tezviratları yazmak ayrıca bir maharet gerektirir. Ve Allah var, bu konuda yeteneksiz olduğunuzu söyleyemem. Ama vallahi yakışmıyor billahi yakışmıyor. O eciş bücüş cümlelerinizle, kendinizi kaptırdığınız bir ham hayalin peşinde baldırı çıplak yeni yetmeler gibi yalın kılıç gitmeniz, yakışmıyor! Neyin peşindesiniz siz azizim bu gözü dönmüşlükle, bu esriklikle...
Kabul, vefa zor şeydir, ama dün ballandıra ballandıra övdüklerinizi bu gün terörist diye tukaka yapmanız da neyin nesi!
Kocaman yazar olmuşsunuz, kiminizin önünde bazı akademik sıfatlar da var, ama kupkuru laf ebelikleriyle kotarmaya çalıştığınız ve her gün birine veya bir gruba çakmak için yazdığınız o evrak-ı perişan, yarın Hak divanında sizin zecir-nameniz olmayacak mı!

Bilin ki bu mübarek günlerde...sizin yalanlarınızı ve fabrikasyon mamüllerinizi gören ehl-i insaf size hem acıyor hem dua ediyor. Bu kadar da tefessüh etmeseydiniz, iyiydi! İbretlik hale geldiniz!

Biriniz mesela, Çatı çatırdayacaktı zaten başlığını atıyor, okuyorsunuz, bomboş bir yazı. Zerre miskal fikir yok, insaf yok! Tam bir bülten kompozisyonu kıvamında! Nereye gitti şimdi o akademik titrler! A kuzum, insafın o yerde namı yok mu! Sizden kimsenin insaf dilendiği de yok gerçi, ama merhamet etmez misin nefsine, izzetine, onuruna!

Bir başkası Yeni Türkiyeden dem vurmuş aynı gün. Kullanılan bütün argümanlar eski Türkiye artıkları. Muhteva da söylem de eski bile değil, Acem lisanıyla söylersek, pejmürde! Küfürbazlarınızı, müzevirlerinizi, müfterilerinizi, eyyamcı menfeatperestlerinizi, kendisinden her şey beklenenlerinizi...saymıyorum bile.

Neyse bu sahur vakti yine sizi okudum ve yine çok üzüldüm azizim. Sizin nam-ı hesabınıza. Dua da ettim size. Rabbim daha da alçaltmasın diye. Sizin adınıza, halk adına, memleketin paçavraya çevrilen düşünce dünyası adına üzüldüm...

Şu da var, sizin bu şişirme yazılarınız, fahriyeleriniz, bahariyeleriniz, kasideleriniz... bilesiniz ki kendilerine neşideler düzdüğünüz devletlülerinizi de rahatlatmıyor; bilakis onları daha da geriyor, zahir! Beyefediler okur da bizi biraz daha yüceltir, makam mansıp sahibi oluruz, milletvekili şu bu oluruz gayretkeşlikleriyle kaleme aldığınız o yazı gibi şeyleriniz, bilesiniz ki kimseyi teskin ettiği yok!

Bir zamanlar saygıda kusur etmediğim sevgili yazar! Sen.Koroya kendini kaptırmış gidiyorsun. Da, bu yerli yersiz alkışlarını, çığırtkanlıkları sana yakıştıramıyorum bilesin.

Bir de.. aylık ne kadar yaptığını gerçekten merak etmiyorum ama her gün her gün o cürüfatı kaleme almaya nasıl tahammül ediyorsunuz, merakımı muciptir! Zira ki bendeniz o herzeleri okurken kah istikrah kah istifra ediyorum da!