Tuesday, July 29, 2014

ZORLUKLARI AŞARKEN:FETHULLAH GÜLEN VE T.ALTIKULAÇ



“Meşhurdur, fısk ile olmaz cihan harab,
Eyler ânı müdahane-i âlimân harab.” 
                                                               İzzet Molla
,
Zorlukları Aşarken Diyanet İşleri Eski Başkanlarından Tayyar Altıkulaç'ın hatıra kitabının adı. 
Zevkle ve heyecanla, zaman zaman gülerek, zaman zaman da öfkeyle okuduğum zengin bir yakın tarih okuması olan bu renkli eser, üç cilt halinde Ufuk Yayınları tarafından 2011'de yayımlandı.

1938'de Kastamonu'nun Devrekani ilçesinde doğan Altıkulaç, 9 yaşında hafız olumuş, 1959'da İstanbul İmam Hatip'ten, 1963'te de İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'nden mezun olduktan sonra çeşitli öğretim kurumlarında, Kayseri ve İstanbul Yüksek İslam Enstitülerinde eğitimci olarak çalışmış.

Diyanet'e 1971'de Başkan yardımcısı olarak atanıyor ve 1978'de de Diyanet İşleri Başkanlığı görevine geliyor; 9 yıl bu görevde kalıyor. 1986 yılında emekliye ayrıldıktan sonra çeşitli vakıflarda görev alan Altıkulaç, halen 29 Mayıs Ünivesitesi Mütevelli Heyeti Başkanlığı görevini yürütmekte.

Türkiye siyasi, dini ve entellektüel tarihinin çok önemli dönemlerinde hassas görevlerde bulunmuş olan Altıkulaç'ın hatıralarını anlattığı Zorlukları Aşarken tarihi belge niteliğinde. Özellikle Türkiye'deki din eğitimi, İmam Hatiplerin ve İlahiyatların tarihi gelişimi, Türkiye'de din ve siyaset münasebetleri gibi önemli hususlarda, siyasi aktörlerle ve dini cemaatlerle ilgili Tayyar bey'in  keskin gözlemleri, tespitleri var.

İlahiyat camiasından, Hayrettin Karaman'ın, Süleyman Ateş'in, Mustafa Öz'ün, İsmail Karaçam'ın hatıraları ile birlikte Tayyar Altıkulaç'ın hatırları da önemli bir boşluğu dolduruyor. Bu eserlerin kıymeti ilerde daha iyi anlaşılır.

Altıkulaç, eserinin önsözde  "Hatırat kitaplarında yer yer sübjektivitenin ağır bastığı görülür ve anlatılan bazı olaylar istemez savunma niteliğinde olur. Çünkü yanlışlarını söylemek ve yazmak kimsenin pek aklına ve işine gelmez" diyerek bir gerçeğin altı çiziliyor,ama anı kitaplarını cazip kılan da bu öznellik değil midir zaten. Acısıyla tatlısıyla, hatasıyla savabıyla...ama içtenlikle.

Altıkulaç'ın hatıraları okunduğunda kendisini hassasiyetle partiler üstü konumlamaya çalıştığı dengeli kişiliği hemen fark edilir. Şöyle diyor:

" Görev hayatım boyunca hiç bir siyasi harekete yakınlık duymadım ve ilişkilerimde bu kadroların hepsine eşit mesafede bulunmaya çalıştım. İnandığım doğruları yapabilmek için günlerim hep sıkıntı ve stres içinde geçti." Bu durum hem Diyanet'in sorunsal konumundan hem de Altıkulaç'ın bağımlı olmayan ve titiz kişiliğinden kaynaklanıyor!

Tayyar Altıkulaç, eserinde dini cemaatler ve tarikatlerle olan münasebetlerini, bu gruplar hakkındaki düşüncelerini de içtenlikle anlatmış. Bu düşünceleri elbette ayrı bir tartışma konusu. Eleştitilebilecek hususlar var, mesela Süleymancılarla olan önyargılı ilişkilerinde... 
Ben burada sadece Tayyar Altıkulaç'ın söz konusu hacimli eserindea Fethullah Gülen ve Hizmet Hareketi hakkındaki düşüncelerini yorumsuz iktibas edeceğim. En sonda da, yazımı küçük bir temenni ile bağlayacağım.
İşte Tayyar Bey'in 2011'de yayımlanan kitabında kendi kaleminden Fethullah Gülen hakkındaki görüşleri: 

1- Gülen yaklaşımı ve yönlendirmesi sayesinde bu hareketin oldukça salt ve saf bir hizmet kadrosu haline geldiği görülüyor. Artık yalnız risaleler okunmuyor.Onların yanında ilim adamlarının ürettikleri  eserlerin pek çoğuna açık bir eğitim ve öğretim anlayışı geçerli..

2- Rejim korkusuyla bu hizmetleri ilişkilendirenlere gelince, onlara katılmıyorum. Bunu biraz da milletimizin dindarlaşması için yapılan çalışmaların her çeşidinden rahatsızlık duyanların endişeleri veya istismarı olarak görüyorum.

3- Tanımadığımız coğrafyalardaki kardeşlerine kadar uzanıp kucaklayabilen, onlara güzel Türkçemizi öğretecek ve ecdadının hizmetleriyle övünecekkadar milliyetçi olan bu kadroya gıbta ediyorum. Dünya insanlığını gelecekte yönetecek gençlerin yetiştirilmesini hizmet felsefesinin omurgası haline getiren, üretip geliştirdikleri heyecan ve irfanla devletlerin bile yapamadıklarını başaran bu insanların yaptıklarını yapamamışolmayı, onlara hayranlık duymaya engel görmüyorum.

4- Bu cemaate mensup olmamayı, onlara dua etmeye, gerektiğinde yardımcı ve destek olmaya engel görmüyorum. Devleti yönetenlerin ve bürokratların bu hizmet kadrolarına yardımcı olmak yerine, kuşku ile bakarak onları incitmesine ben de inciniyorum.

5- Gülen hareketi adına gerçekleştirilen hizmetlerin gıpta ile değerlendirilmesi gereken şeyler olduğu ortadadır ve tartışmasızdır.

6- Uluslararası boyutta faaliyet gösteren bir hizmet modelinde görev almış binlerce insan arasında bazılarının zaman zaman yapacakları yanlışları da pertavsızca büyütmemek, bu tür şaz örnekleri öne çıkararak samimiyetle hizmet eden insnaların şevkıni kırmamak gerek.

7- Fethullah Hoca'nın din hizmetlerine ve ülkesine zarar verecek dikkatsizliklerden uzak durmaya özen gösterdiğini, kendisini sevenlerin  Türkiye'ye dönmesini ısrarla istemelerine ve kendisinin de vatan hasreti yaşamasına rağmen "Acaba böyle bir karar, ülkenin huzurunu bozacak tartışmalara yol açar mı" endişesiyle buna dahi karar veremediğini anlatmaya çalıştım.

8- Gülen yaklaşımı ve yönlendirmesi sayesinde bu hareketin oldukça salt ve saf bir hizmet kadrosu haline geldiği görülüyor.

9- Fethullah Gülen'in yüklendiği misyon ve ortaya koyup geliştirdiği vizyonla çok şeyin değiştiğini söylememiz gerekir diye düşünüyorum. 


10- Hoca, öğrencilerine sarf ve nahiv okutuyor, tefsir, hadis, fıkıh gibi dersler veriyor, bu derslerde klasik dini ilimlere dair günümüz ilahiyatçılarının kullandığı pek çok temelkaynağı kullanıyordu.


Tayyar Altıkulaç yazdığı kitabında devletle ve bürokrasiyle olan münasebetlerini, karşılaştığı zorlukları da içtenlikle anlatmış. Kimi zaman da nüktelerle süslemiş pek çoğu trajik olan bu hatıralarını. Kendisini sigaya çekmekten de kaçınmamış. Kendi ifadesiyle, "Keşke yapmasaydım" dedikleri var, Başaramadıklarım ve Yanlışlarım başlığı altında...

Tayyar Bey'in yaşı ahir-i kemale vasıl oldu. Yeni hatıralarını tekrar kaleme alacağını sanmam!

Ama yazıyı bitirmeden merak ettiğim bir hususu dile getirmek isterim.

2014'te Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Fethullah Gülen için "sahte peygamber, alim müsveddesi" dediği Diyanet'teki İslam Ansiklopedisi töreninde, Tayyar Altıkulaç, Başbakan'ın elinden ödül aldı. Altıkulaç, Başbakan'ın Gülen hakkındaki çok ağır ifadeleri karışısında bir şey söylemedi. Ben şahsen o zaman ve şimdi kendisinin bu sözler hakkında ne düşünüyor olduğunu merak ediyorum. Hatıralarını zevkle okuduğum Altıkulaç, bu törenle ilgili hatıralarını, Başaramadıklarım ve Yanlışlarım başlığı altında ayrı bir bahisle hatıralarında yer verir mi!

Ben, Başbakan Recep Erdoğan Diyanet'te Gülen hakkında "alim müsveddesi" dediği zaman, o törende hazır bulunan Tayyar Altıkulaç'ın, Erdoğan'a Zorlukları Aşarken kitabında geçen şu cümleyi orada da söylemesini isterdim:

"Fethullah Gülen'in Amerika'da talebelerine büyük Türk alimi Maturidi'nin Tevilatül Kuran adlı muhteşem tefsirini okuttuğundan haberimiz var mı?"

Sayın Başbakanım, sizin bu kitaptan haberiniz var mı!
Hadi ben de, Tavus B. Keysan'dan bir sözle noktalayayım:

"Allah'tan ittika ederek konuşan kimse, Allah'tan ittika ederek susan kimseden hayırlıdır."