Monday, July 21, 2014

HİÇ BİR ŞEY YAPMAMA SANATI

Öylesine yoğunuz ki!...Güya. 

Dinlenmek bizim için hayal! Bizi ne rahatlatır, dinlendirir, mutlu ve mütmanin kılar, aradığımız huzura erdirir sorularının cevabı hem müphem, hem de otomotik uygulamalarımız ve zanlarımız var...

Tembelliğe gelince... iyi biliriz yan gelip yatmayı. Oysa gerçekten de dinlenir miyiz, orası ayrı! 

Sürekli kendini tüketircesine çalışmak, oraya buraya yetişmeye çalışmak bitiriyor pilimizi. Biz hayatı, bu amansız hayat da bizi yiyor. Kah üzülüyoruz, kah mutlu oluyoruz günler geçip giderken. Ramazan bir kez daha ağırdan almayı, yeknesaklığın tadını hatırlattı bize. Halbuki bir zamanlar, o hasretle ve esefle yad ettiğimiz çocukluğumuzun bitip tükenmek bilmeyen hülyalı günlerinde, hepimiz ne kadar yeknesaktık, ne kadar sadeydik; günümüz de gecemiz de tahmin edilebilir bir aynilik içinde akıp gidiyordu.  Mesudane.

Şimdi nasıl bir köşe ve fırsat bulacağız, bir nefes sıhhat için...aldığımız, verdiğimiz nefesi hissetmek, bir nefesin hayatiyetinin farkına varmak için...

Evimizin bir odasında, tabiatta, iş yerinde, rahatsız edilmeyeceğimiz bir yerde...5 -10 dakikalık bir zaman bulmak çok mu zor! Hiç bir şey yapmayacağımız... hatta düşünmeyeceğimiz bile, endişelenmeyeceğimiz...bir güvenli yer bulsak. TV, bilgisayar ve telefonları kapatıp... bedenimizi ve ruhumuzu...hiç bir şey yapmamaya salsak. Sonra alıp verdiğiniz, her gün tükettiğiniz nefesimize dikkat kesilsek. Nefes alıp vermenin başlı başına bir sanat olduğunu farksek... 

Aslında hiç bir şey yapmamayı hakkıylabecerebilmek bir sanattır. Hiç bir şey yapmayarak ruhen, zihnen ve bedenen dinlenebilmek...erbabının şiarıdır.