Monday, July 7, 2014

YAPILMAYACAKLAR LİSTESİ

Şüphesiz ki her yeni gün, her an... yeni bir imkan, 

değerlendirilecek, değerlendirilmesi gereken bir hazine. Üstad, 24 altın diyor.


Peki, sabahtan akşama, bir gün boyu neler yapıyoruz, yapacaklarımızı nasıl tasarlıyoruz? Böylesine paha biçilmez zamanın hakkını verebilmek için...kendimize mahsus bir yöntemimiz var mı?

Günlük keşmekeşe düşmemek ve günümüze daha müstakim bir yön verebilmek için günlük yapılacaklar listeleri hala önemini koruyor. Ne kadar sağlam bir günlük listesi hazırladığımız ve en önemlisi bu listeye ne kadar sadık kaldığımız ayrı bir tartışma konusu, ama kendimden biliyorum ki, güne yapılacaklar listesiyle başladığımda, gün sonu kendimi daha iyi hissediyorum. Listeye yazıp da yapamadıklarımdan dolayı evet  kötü hissetsem de, gün sonunda yaptıklarımı görmek bana teselli veriyor, yapılamayanlar için de daha net bir farkındalık uyandırıyor. 

Titizlikle hazırladığımız listeyi aynı titizlikle uygulamamıza engel olan en önemli şey, gün boyu zamanımızı yapmamamız gereken işlere harcamamız. Yani ki, yaptıklarımız kadar yapmadıklarımız ve yapamadıklarımız da önemli.
Yapamadıklarımız derken, akla önce istediğimiz halde şu bu sebeplerden dolayı, mesela tembelliğimizden ötürü yapamadığımız, bir türlü elimizin değmediği işler geliyor. Halbuki bir de hakikaten yapmamamız gerek işler var!

Öyleyse, bir de yapılmayacaklar listemiz olsa fena olmaz. En azından değerler üzerinden, bize zamanımızı daha iyi değerlendirmeyi ihtar edecek ve zamanımızı zihni ve bedeni selametle geçirmemizde bize yardımcı olacak genel ilkeler üzerinden hazırlanmış bir liste...

Mesela:

1- Hiç kimseyi hiç bir şey için suçlamamak.

Herkes hata yapar, başa gelen her şey de kaderdir. Bizim emellerimizi, arzularımızı ve bu istikametteki planlamamızı son tahilde tahakkuk ettirecek veya geçersiz kılabilecek teslim olmaktan başka da elimizden bir şey gelmeyen bir kader vardır kaderden içerü. Sürekli hatalar yapıyoruz, dikkatsizlikten, donanmısızlıktan, bilgisizlikten, deneyimsizlikten, bireysel takıntılarımızdan, mesela içimizdeki kötüccül temayüllerimizin tazyikleriyle...bunların hepsi insanidir, hepsi de beşeridir.  Üzerinde durulması gerekense, kendi hatalarımız için  başkalarını suçlamamamız. Yapılması gereken başa gelen iyi kötü her şeyi bizi daha akil ve daha olgun yapacak bir ders, bir ibret olarak görmek. 

2- Biriyle konuşurken, elektronik araç ve gereçlerle oy na ma!

Hiç bir makine, eşya vs. insanın yerini tutamaz, tutamayacak. İletişim araçları olarak piyasa sürülen yeni icatların bizi bizden uzaklaştırmasına fırsat verilmemeli...Biriyle  konuşurken, tweetler bakmak, emailleri kontrol etmek ile dikkat ve ilginimizi muhatabımızdan niye esirgiyoruz! O zaman biriyle ruberu münasebet halindeyken, muhatabiyetin ve hitabetin hakkını vermek... 

3- Söz kesme! 

Söz acıyı bal eyler, söz savaşı da başı da keser, ama sen muhabının sözünü kesen olma! Dünyanın her yerinde söz kesmek kabalıktır. Muhatabımızı anlamak, anlamaya çalışmak ise ehl-i kemalin ve nezaketin şiarıdır.

4- Hayatında herhangi müspet bir fark oluştumayan, sana hayır ve güzellik getirmeyen kişilerle zamanını israf etme

Bu biraz çıkarcı bir öneri olabilir ama, Ustad'ın da dediği gibi lüzumlu işler çok ve vakit ise çok dar. Kervan hızla yoluna devam ederken, israf edecek zaman mı var! Buna baş döndüren deveran ve seyerana ve taaccüle rağmen günler boyu, yıllar boyu hayatımızı kimlerle ve hem de nasıl boş işlerle geçirmiyoruz ki! Buna bir yerde bir şekilde bir son vermek gerek. Bilmem hangi sanatçı, sporcu ve siyasetçi değil, ailem, iş arkadaşlarım ve daha hususi dairem hayatımın merkezindeyse eğer, en önemli sermayemi, zamanımı da ona göre değerlendirmem gerek. 

5- Emaillerini ikide birde kontrol etme! 

Yukarıda biraz değindim ama, bu ayrı bir madde, adeta bağımlılık yaratan bir madde gibi, özellikle masa başı işi olanların müptelası olduğu. Çoğumuz gün boyu bilmem kaç kere email, facebook ve tweeterlarımızı kontrol ederek, günümüzün en değerli an ve zamanlarını ne kadar boşa geçirdiğimizin farkında değiliz bile. Azizim, asıl işine, yapılması gereken işe odaklan ki, zamanın genişlesin, bereketlendikçe bereketlensin!

6- Ağlama sızlama yok! 

Bilinçli veya bilinçsiz ağzımızdan çıkan kelimelerin duygu ve düşünce dünyamızdaki etkilerinin ne kadar farkındayız! Kelimelerimiz düşüncelerimizin mahsulü olduğu gibi, kaynı şekilde, düşüncelerimize yön de verirler, hissiyatımızı yönetirler. Zamanla duvarlarını kendi algılarımızla ördüğümüz gerçekliğimiz içinde hapsediyoruz kendimizi bedbin ve nevmid kelimelerimizle. Sorunlar hakkında veryansın etmek, ağlayıp sızlamak, yas tutmak o sorunu daha da kötüleştirecektir. Yanlış giden bir şey varsa, ağlayıp sızlayarak, evini barkını matemhaneye çevirerek... vaktini zayi etme. Geçmiş geçmiştir ve ondan sadece ibret alınır geçilir.

7- Kimsenin arkasından konuşma. 

Enerjini, zamanını, zekanı sonu hüsran olacak, kaybettireceği mukadder olan gıybete sarfetme. Gıybet sana sadece ahirette değil, bu dünyada da kaybettirir. Varsa bir kelamın münasip bir lisan ve üslubla yüzüne söyle muhatabının. Daha müspet ve üretken sohbetler ve muhabbetlerin sonuçlarının çok çok daha verimli olduğu müsellemdir.

8- Hayır diyeceğin yerlerde Evet deme. 

Eşe dosta hayır demek kolay değil. Ancak, çoğu kez hayır demenin daha hayırlı neticeler doğurduğu da bir gerçek. Bizim kültürde evet, inşallah, tamam gibi kelimelerin ne yazık ki bakarız ya da olmaz gibi anlamları da var. Hayırın manası hayır, evetinkiyse evettir. Hayır deyince kısa süreliğine kendinizi kötü hissedebilirsiniz; ama neticenin daha hayırlı olacağına kanii iseniz hayır demekte ne mahzur var! Kendi isteklerimiz ve arzularımız dahil, o kadar çok hayır diyeceğimiz şey var ki!

9- Korkmak yok! 

Korku, endişe çoğu kez tekamülümüzün önündeki en büyük engellerden. Ne denir acaba düşüncesi ve çekingenliği zihnimizi blokluyor. Güzel olduğuna kanii olduğumuz şeyleri, içimizde yersizce büyütedurduğumuz korkuları bir kenara bırakıp yapmaya, işe koyulmaya hemen başlamak gerek.