Monday, July 28, 2014

TWITTER'İN FEVAİDİ

Türkiye'de Twitter'ın parladığı dönem 2010'lu yıllar. Teknolojik imkanlar, sosyal ve siyasal gelişmeler, kışkırtan yasaklamalar, isyankar hallerimiz, yeni medya ve platform arayışları... gibi etkenlerle yaygınlaşıyor. Daha da yaygınlaşacak.

İyi de oluyor.
Herkes eteğindekileri dökme, kendini rahatlatma, birileriyle hesaplaşma, hatta eğlenme; son tahlilde de kendi tesir sahasını genişletme...imkanları buluyor.
Faziletlerini tadat etmekle bitiremeyeceğimiz Twitter'in bir faydası da: Yca TanrıYazar pozlarına bürürnen bazı karton kaleler hak ile yeksan oluyor.

Yıllarca kendilerine saygıda kusur etmediğimiz kimilerinin, aslında hiç de abartıldığı kamette ve kıymette olmadıkları ortaya daha net çıkmıyor mu!

Koskoca adamların memleketle ilgili meseleler hakkında söyleyebilecekleri sadre şifa bir değerlendirmeleri olmadığını, hatta zaman zaman saçmaladıklarını gördük.

Gazetelerin sayfalarını çarşaf çarşaf dolduran kerameti kendinden menkul, daha cümle kurmaktan aciz olduklarını mesela...

Bunca değişim rügarlarının estiği demlerde nasıl da körkütük bağnaz bir statükocu kesiliverdiklerini...
Espri yeteneklerinin hüzün verici olduğunu...
Mesela daha de ve da bağlacını bilmediklerini...ki, ki bağlacını hak getire!
Sıradan birinin yazdıklarıyla, tanrıyazarlarımızdan daha etkili ve etkileyici olabileceğini...bu gibi şeyleri gördük, görüyoruz. Kimbilir daha da neler göreceğiz!

Yepyeni nesillerin önünün daha net açıldığını, bu nesillerin sınır tanımazca geliyor olduğunu daha net gördük...

4-5 yıl kadar önce Türkiye'den Kanada'ya ziyarete gelen bir grup yazar ve gazeteciyle Montreal'de yaşadığım bir hatıram var. Yemek yiyorduk. Kanada'da doğup büyümüş bir üniversite öğrencisi, anlışanlı yazarlarımızdan birine ne iş yaptığını sordu. Yazarımız, falan gazete köşe yazıyorum, mesleğimiz yazarlık deyince, Kanadalı bilgiç genç, öyle mi ben de yazarım, meslektaşız öyleyse demez mi! Sonra ekledi, "evet ben de yazaım, her gün emailler ve özellikle de çok sayıda facebook mesajları yazıyorum. Zaten gün boyu da arkadaşlarla sürekli mesajlaşma halindeyiz"!

Gencin bu cevabı pek kale alınmamıştı, ama şimdi onun ne kadar haklı olduğunu görüyorum. Evet bu genç düşüncelerini etkili biçimde ifade etme imkanı buluyor ve kendini fade etme sorunu yaşamıyordu. Hatta kendine mahsus bir üslup da oluşturmuş ve kendisini sıkı sıkıya takip eden izleyicileri var. Tweeter'da Ingilizce, Fransızca, Türkçe Allah ne verdiyse yazıyor da yazıyor. Pekala yazarlık ünvanını hak ediyor.vası
Günümüzde çık sıradan biri, ilginç bir muhteva ve etkili dil ve üslubla sesini herkese duyarabiliyor artık, Twitter sayesinde.

Ezcümle, Twitter bireye kendini sadece ifade etme değil, kendini yapma, inşa etme imkanı sağliyor, aynı zamanda düşünceyi, düşünmeyi öne çıkariyor. Sık dokulu toplumsal teşekküllere de daha fazla düşünce serbestliği, esnekliği, dolayısıyla da bireyselliği getiriyor.Toplumsal yapıların yapısını değiştiriyor. Belki gelecek sene, bugün kendisine gazetelerde yazdırılan onlarca yazar, unutulup gidecekken, kendi birikimini ve bilgisini, yine kendine mahsus bir dil ve üslupla kurgulayabilen, duygu ve düşüncelerini cesaretle dile getirebilen yüzlerce yeni ve etkili yazar ortaya çıkacak.

Son ezcümlem de şu: Düşünmekten ve bunu özgürce serbestçe ifade etmekten kimseye zarar gelmez. Asıl zarar düşünmemekten, ketumiyetten...

Bu da İngilizce özetin özeti:
"A carefully worded tweet is mightier than the sword."