Tuesday, March 11, 2014

DÜNYAYI MAYALAYANLAR


Mukaddes Mut ve Sadık Yalsızuçanlar’ın H Yayınlarından 2010’da çıkan kitaplarının ismi: Anadoluyu Mayalayanlar...

Anadolu ve maya kelimeleri birbirini ne güzel tamamlamış! 
Kitapta, Anadolu’yu İslam ile mayalayan dölleyici kelamın, ariflerin, alimlerin ve kamil mürşidlerin izleri sürülmüş. Birbirinden değerli 35 isimle sohbetler edilmiş. Anadolu’yu  “ kelam” ile selam ile  demleyenlerin kısa bir sürede bu coğrafyada nasıl selim bir medeniyet inşa ettikleri serilmiş gözler önüne.

Anadolu’nun İslamlaşma sürecinin irdelendiği çalışmada öncelikle Bu Ülke'nin sınıları  yeniden tarif ediliyor; bugün Misak-i Milli  sınırlarından ibaret oladuğunu düşündüğümüz Anadolu'ya Ortadogu’nun büyük  bir  kısmının ve Balkanların da dahil edildiğini görüyoruz.

Anadolu’daki manevi değişimin kodlarını  yine bu topraklara mal  olmuş şahsiyetler  üzerinden okuma imkanı buluyoruz.

Mesela Ali  Yakıcı, “ Nasrettin Hoca’nın asıl amacı  yoğurt mayalamak değil,bir işe niyet etmektir” diyor.
Ahmet Tabakoğlu “ Osmanlı iktisadi hayatını kuranlar, cömert, cesur ve emeğe saygılı  ahilerdir”
Mahmut Erol Kılıç “Bu toprakları,büyük bilgelerin nefesi mayalamıştır”
Sadettin Ökten “ Mevlana Celaleddin Rumi, Hacı Bektaş-i  Veli, Hacı  Bayram-i Veli ve Şeyh Şaban-ı Veli.. Bu dört direk ile Anadolu bir manada ruhsal bir dönüşüm geçiriyor” diyor.

Bir kısmı devlet adamı, halk adamları, sanatkarlar, esnaf, tasavvuf erbabı dini şahsiyetlerin rolü  büyüktür bu serencamede. Nasreddin Hoca, Mevlana,Yunus Emre,Dede Korkut, Süleyman Çelebi,  Emir  Sultan, Eşrefoglu  Rumi, Ahmed-i Bican, Muhammed-i Bican, Aşık  Paşa, Ahmet Yesevi, Haci Bektaş-i Veli, Haci Bayram-i Veli, Yusuf  Has Hacip,  Kaşgarlı Mahmud, Ibn-i Arabi,  Sadrettin Konevi, Aziz Mahmud Hüdayi, Gül Baba, Abdal Musa, Geyikli Baba, Davud-el Kayseri, Ümmi  Sinan, Niyazi-i Misri...tadat etmekle bitmez..

Bu mübarekler  “ ballar  balını  bulmuş” ve kovanı yağma etmiş letafetli insanlardı.

Bu başyücelerin irfanlarından hasıl olan bir insan tasavvurunun ana karekteristikleri verilmiş, kitapta : veren el olmak, gönülsüz olmak ve aşık olmak.

Ahilik , fütüvvet teşkilatı altı muhtelif mütefekkirin izinden sürülüyor.

Futüvvetnameler, Miraciyeler,Mevlidler, İlahiler,Menakipnameler, Mesneviler,  Garipnameler... Baciyan-ı Rum, Gaziyan-i Rum…Horasan   er(en)lerinden söz ediliyor. Halk aşıkları, Alperenler, Abdallar,  Dervişan, Fatihan... Tekkeler,dergahlar, medreseler, hangahlar, kervansaraylar, ilim irfan ve edeb mekanları...
Bilal Kemikli  “ Anadolu  mayasını  yoğuran en önemli şahsiyet bana sorarsanız Yunus’tur” dedikten sonra  bunun sebebini  şöyle açıklıyor: “ Çünkü Türkçe’yi en iyi  yoğuran Yunus’tur. Yunus için Türkce’nin süt  dişidir diyoruz.”

Kitap çok önemli  sorunların altını da çiziyor.  Böylesine zengin bir gelenekten nasıl yararlanılabilir, nasıl bir gelecek inşa  edilebilir, bu zengin geçmis  bize ne anlatıyor ve geçmisten nasıl “ faydalı, kullanışlı’  bir  tarih üretilebilir. Geleneğin ihya  ve inşası gibi temel bir mesele de irdeleniyor  kitapta…
Hayat serencamemizde , öz  seyr-i sülukumuzda mürşitlerin önemine değiniyor. Mürşid, kimi zaman özümüzü,sözüyle, kelamıyla, kimi zaman da nefesiyle,gözüyle mayalar...
Bu meyanda Ömer Lutfi  Barkan’ın Kalanizötör Dervişler makalesini hatırlamakta fayda var. Bu kitap çapındaki makale bugün de hala ağırlığını  koruyan bir metin olarak duruyor.