Monday, March 10, 2014


NURCULAR 1

Bediüzzaman'in Tek Parti devr-i sabıkasında maruz kaldığı sürgünler ve mahkemeler Menderesi'n Demokrat Partisi  doneminde de sürmekle beraber Nurculuk bu dönemde hızla yayılmaya devam etmiştir.  Bu dönemde Risale-i Nur Külliyati da tamamlanmış ve müellifinden ziyade eserin kendisi nazara verilerek, metin merkezli bir Cemaat oluşmuştur.

1950'lerde sayıca ve nitelikçe kayda deger bir gelişme gösteren Islami yayınlarda Risale-i Nurlara yer verilmiş, Nurlar ilk kez külli manada halkın nazarlarına sunularak, ülkenin her yerinde yeni mensubiyetler sağlanmıstır. Özellikle Sebilürreşad dergisi  ve Hür Adam gazeteleri, yine Necip Fazıl'ın Büyük Doğu'su Bediüzzaman'a ve Nurculara  yer vermiş, Nurcuların maruz kaldığı zulümlerin ve baskıların haksızlığını savunmuşlar, Nursi'nin şahsiyetini yüceltmişlerdir
Said Nursi 1960 Darbesinden iki ay once son seyahati Urfa'da 23 Mart 1960'da vefat etmiştir.
.
Bediuzzaman'in ehven-i şer kabilinden Demokrat Parti'yi desteklediğini biliyoruz. Bu durumu, Sözler Neşriyat'in 1976'da yayiladigi Beyanat ve Tenvirler adli eserinde şöyle anlatıyor:

" Biz Demokratlari iktidar yerinde muhafaza etmeye Kuran menfeatine kendimizi mecbur biliyoruz. Onlardan hayır beklemek değil, belki dehşetli baştaki iki cereyana  ( komunistlik ve dinsizlik) siyasetlerinde muarız oldukları için, onların az bir kısmı dine verdikleri zararı, vucudun parçalanmasına bedel yalnız bir parmağı kesmek gibi pek cüzi bir zarara pek külli bir zarardan kurtulmamıza sebep oluyor diye bildigimizden o iktidar partisinin lehinde ehl-i dini yardıma davet ediyoruz."

Demokratlar iktidara gelir gelmez Arapça ezan yasağını kaldırdı, radyolardan Kuran okunmaya baslandı, Imam Hatip sayısı arttı.  Bu hizmetleri geniş halk kitlelerinde büyük memnuniyetle mukabele gördü. Nursi de bu meyanda Cumhurbaskani Celal Bayara bir tebrik telgrafi çekti ve " Cenab-i Hak sizi Islamiyet, vatan ve millet hizmetinde muvaffak eylesin" diyerek tebrik etti. Bayar telgrafla cevap verdi.

Nursi, bizzat siyasete girmemekle beraber, siyasete girmek isteyen bazı talebelerini, Tahsin Tola, Hamza Emek gibi, engellemedi.
Nursi'nin vefatindan sonra Nurculuk hareketinde bir liderlik sorunu ortaya çıktı. Nurculuk bir tarikat olmadığından Nursi, kendi yerine bir halife veya naip tayin etmemişti. Aslolan hillet ve kardeslikti. Kardeş kardeşe ustad ve lider olamazdı!.
Zubeyir Gündüzalp, Üstad'ın yakın talebelerinden müteşekkil bir kurulun başına gecçrek, bir nevi hareketin de lideri oldu. Büyük Ağabeylerin neredeyse her birinin kendine mahsus küçük grupları vardı. Gündüzalp ise bir nevi federatif bir yapının başında, genel anlada Nurculuk hareketinin ana umdelerini ve hareketin seyrini belirleyen bir konumdaydı.

Özellikle 1960 darbesi ve Bediüzzaman'in vefatıyla Nurculuga rağbet arttı. 1960 ve 1970'lerin ağır ve kamplaştiran siyasi atmosferinde pasif bir tavır sergileyen Nurcular, üniversite gençliği için serin ve sakin bir liman vazifesi gördü.
Yazıcılar grubu, Okuyucular grubu,Mehmet Kırkıncı grubu, Adullah Yeğin grubu, Nesil grubu, Mustafa Sungur grubu, Medzehra grubu,  Sakarya grubu, Abdulkadir Badıllı grubu gibi pek çok irili ufaklı Nurcu cemaatinden en büyük kitleyi etrafinda toplayan ise Fethullah Gülen oldu.

Şimdi Nurcuların her ne olursa olsun, siyasete kurban olmama, tüm fitne fesadt tahriklerine ve muhalif rüzgarlara raümen, kendilerine yakışan Müspet Hareket etme gibi tarihi bir mesuliyeti sözkonusu..