Monday, March 10, 2014

BİR KERE DAHA: MANEVİ BUHRAN

Osman Turan'ın kaleme aldığı ve Şark Matbaasınca 1964 yılında basılan Türkiyede Manevi Buhran ve Laiklik adlı eserde yazar toplumdaki  Manevi Buhrana en etkili yaklaşımın milli  şuur tekevvününe öncelik vermekte görüyordu. Milliyetçi cephenin teorisyenlerinden olan Turan, toplumun manevi kalkınmasına hizmet eden kurumları çok hayati buluyor. Yayınlandığı dönemde çok ses getiren çalışma, özellikle  muhafazakar aydınlar ve üniversite öğrencileri üzerinde etkili oluyor.

1960larda Marksism Türkiyede altın çağlarını yaşadı. Gerek sendikalaşma faaliyetlerinde, gerekse yayıncılıkta ve üniversitedeki kadrolaşmalarda, öğrenci olaylarında son derece müessir bir konum elde edinen sol zihniyet, ideolijik olarak kendini Marksist ve sosyalist argümanlarla ifade ediyor, Türkiyeye yeni bir sistem ve hayat görüşü öneriyordu. Tğrkşyenin muhafazakar, milliyetçi ve mukeddasatçı çevrelerince tehlikeli bulunan bu duruma karşı anti-komunist bir söylem inşa edilmeye çalışıldı.

Muhafazakarlara göre, toplumun ve devletin önemli kurumlarına yuvalanmış sol zihniyet, Türk milletinin, özelliklede gençlerin dünya ve ahiret hayatını, maddi ve manevi bünyelerini tahrip ve ifsat ediyordu.

Osman Turanın sözkonusu çalışması, bu minvalde üretilen literatürün önemli kaynak eserlerinden biridir. Necip Fazıl, Eşref Edip, Cevat Atilhan gibi aydınlarca dönemin gazete ve dergilerinde, kültür klüplerinde, Komünizmle Mücadele Derneklerinde çeşitli tonlarda seslendirilen bu anti-komünist söylem, Osman Turanını çalışmasında akademik ve teorik bir zemin bulmuştur.

Felaket tellallığından hiç ahzzetmem ama o dönemde, sol zihniyeti, Marksizmi, Sosyalismi eleştiren, bu sistemlerin toplumdaki ahlak, adalet duygusunu tahrip ettiğini ileri süren muhafazakar aydın, bugün bir kez daha 2014lerin Türkiyesinde de bir ahlak ve manevi buhran sorununu gündeme taşıması gerektiği kanaatindeyim.

Kitaptan bazı iktibaslar:

Bügün Türkiyede mahiyet ve tedavisi meçhul, manevi biri istikrarsızlık ve huzursuzluğun mevcudiyeti ve hatta bazen de bir nevi içtimai doğum sancısı hissi müşahade edilmekte; fakat bu hususa dair birbirine zıd çeşitli fikir ve temayüller henüz ilmi ve kurtarıcı bir hüviyet ve istikamet kazanamamaktadır. Bununla beraber fikir adamları ve aydınların manevi meseleler üzerinde birbirlerine zıt bir inanca sahip bulunmalarından daha fazla, birbirlerinini fikir ve temayüllerine, karşılıklı saygı ve müsamahadan gittikçe uzaklaşmaları endişe verecek bir manzara arz etmektedir. Halbuki inkılap da taassup yerine fikir hürriyeti kurmak emelindeydi. (4)

Bugün Türk ruhu mefküresi milli dil, edebiyat, sanat,din,ahlak ve ananelerimiz, yani bir kelime ile milletimizi ayakta tutan bütün manevi kıymetler manzumesı, görünür görünmez şuurlu şuursuz, iç ve dış,öyle bir takım kemirici ve yıkıcı tesirlere maruzdur ki, hiçbir cemiyet ilmi ve kültürel bir müdafaa teşkilatı kurmadıkça bunlara karşı dayanacak bir kudrette değildir. (5)

Kültür ve mefküre sahiplerine veya bu türlü müesseselere düşen vazife bu millişahsiyeti korumak ve canlandırmaktır (5)

Bizim anladığımız Avrupalılaşmanın ise tamamıyle manevi kıymetlerimizi korumak, yani bir kültür senetzi yapmak manasında olduğuna da ehemmiyetle işaret ederiz. 7

Türkiye'de İslamiyetin ilim ve kültürle techiz edilerek gelişmesi sağlam, ileri ve müvazeneli bir cemiyet kurabilmek için ilk şarttır. Aksi takdirde cemiyet içinde müvazenesizliklerin, tezatların, ahlaki sarsıntı ve hatta içtimai uçurumların zuhuru mukadderdir. 7

Maddi ve manevi kalkınmanın da bir küll olduğuna kaniiyiz. 9

Temel meseleler:
1- Madde -Ruh müvazenesi 2- İçtimai müvazenenin bozulması 3- Maneviyat Buhranı 4- İslam ve Avrupa medeniyetlerine girişimizin mukayesesi 5- Yeni Türk kültürünün Esasları 6- Sathi taklitlerin tehlikeleri 7- Fikir kısırlığı ve mefküre bozuklukları 8- Türk ahlak ve mefküresi 9- Halk ve menevverler 10- Devletin kutsiyeti

Milletimize taze bir ruh,köklü bir şuur ve hayat hamlesi bahşedecek olan milli mefküreyi belirtmek, canlandırmak ve işlemek mecburiyetindeyiz. Fakat bunu temin edebilmek için ilim üniversite maarif mektep din ahlak kültür mefküre ve bütün manevi kıymet ve müesseselerimizin küll halinde ele alınması ve islahı zaruridir. 44

TÜRKİYEDE DİN VE LAİKLİK\

1- Dinin tarihi ehemmiyeti 2- Din aleyhtarı cereyanın doğuşu 3- Laikliğin inkişafı 4- Türklerde din hürriyeti 5- İslami devlet ve laik devlet 6- İslami devlet 7- Laiklik vasıtasıyle avrupalılaşma 8- Laikliğin din aleyhtarı tatbiki 9- Din hürriyetine yasaklar 10- Dini ilimlerin sukutu 11- İrtica ve gerilik safhaları 12- Muvaffak olmayan laiklik 13- İlmi ve manevi inhitat14- Millibünyenin sarsılması 15- Yeni anayasa din hürriyetine aykırıdır.

Türkiyede İslamiyet aleyhtarı hava ve kültür sukutu öyle bir zihniyet bozukluğu ve iptidai bir ruh haleti yaratmıştır ki üniversitelerde bile yalnız din ilimleri değil İslam felsefesi,hukuku, sanatı...gibimühim kürsülerin ihdası dahiciddi mukavemetlerle karşılaşmıştır. 96

Beşeriyet ve medeniyetin, tarihinde görülmemiş bir şekilde karşılaştığı büyük mateyalistik tehlike bizde de kendi şartlarımız ilim ve fikir adamlarımızın kifayetsizliği yüzünden daha endişeli bir durum yaratmış ve bizzat milli mefküremizi buhrana sokmuştur. 161

Fertlerin yaratıcı kudretini kıran ve milletin şahsiyetini yıkan aşağılık duygusunun sebeplerini bulmak ve doğrudan doğruya belirtileriyle mücadele etmek Türk milliyetçiliğine ve Türk ocağına terettüp eden vazifeler meyanındadır.162

HAYAL KIRIKLIĞI!

İstiklal harbinden sonra büyük birşevk ve ümitle başlayan inkılaplar fikirden nutuk edebiyatına,esastan sathi taklitlere yöneldiği, daha doğrusu, hiç bir zaman ilmi bir hazırlığa mazhar olmadığı ve hatta doğrudan doğruya ilme yönelmediği halde, bir takım şekillerin kabulü ile bir kısım münevverler arasında,artık avrupalı olduğumuza dair bir kanaat husule gelmişti. 215

Demokrasinin inkişafı,ilmi otoritenin yokluğu,maarif ve üniversitenin kifayetsizliği yüzünden memlekette mevcut fikir ve ideal farklarınını artmasına,mensupları arasında zihniyet uçurumlarının büyümesine amil oldu.Uzun zaman baskı altında kalan  milliyetçi ve maneviyatçı görüşlerin hürriyet havasından teneffüsü ve istifadesi, türlü imkan ve vasıtalara sahip olmuş bulunan devrimci solcu ve kifayetsiz münevverlerin mukabelesine ve tedricen bu mukabelenin şiddetlenmesine sebep oldu. 219

MUVAFFAK OLAMAYAN İNKILAP
Türkiye öyle bir manevi buhrana sürüklenmiş ilmi zihniyete ve insan haysiyetine aykırı öyle bir müsamahasızlık ve taasup husule gelmiş ve o derece bir fikir kısırlığı hasıl olmuştur ki...238

AHLAK VE MEFKÜRE KUVVETİ
Milli mefküre ve mukaddesatımızla birlikte doğruluk  insanlık tevazüve feragat duyguları da sarsılmakta aklın rehberliği de kifayet etmemekte ve hatta hasis düşünce ve hesaplar aklın icabı sayılmaktadır. Geçirmekte olduğumuz istirapların bir tesadüfün eseri değil içine düştüğümüz derin bir maneviyat buhranının tabii bir neticesi olduğunu kavramaz ve buna göre tedbir almazsak bundan sonra kurtulmamız bir şansla da kabil olamaz. 243

SOSYALİZM MODASI 244

BOLŞEVİK TALEPLERİ VE TARİHİ 294